Günün Yazısı:Spor Kenti İzmir

Zamanımızın en popüler müsabaka sporu futbol şüphesiz. Ansiklobedik bilgiye göre, ilk kez M.Ö. 200 -300 yıllarında Çin’de cuju (Çince tekmelemek demek) tekme topu adı altında, askeri eğitimin bir parçası olarak, bu günkü futbola benzer bir oyun oynandığı kayıt altına alınmış. Cuju bu günkü futbola benzetilse de, aslında basketbol, futbol, voleybol karışımı bir oyun olduğu antik bilgiler arasında.

Ming hanedanı zamanında ( 1368-1644 ) cuju, bizde ikinci Abdülhamit döneminde olduğu gibi yasaklanıyor. Çin’de çok uzun yıllar unutulup giderken, bizde ise ikinci meşrutiyetin (1908 ) serbestisi ile tekrar oynanmaya başlıyor.

Osmanlı döneminde, Türkiye’de ilk kez futbol, İzmir’de Bornova’da 1877 yılında oynandığı, 1890’lı yıllara gelindiğinde ise Türklere yasak olması nedeni ile Giraud, Whittal, Charnaud vs. gibi levanten ailelerinin öncülüğünde turnuvalar düzenlendiği bilinmektedir. Hatta Bornova ordu evi karşısında “Türkiye’de ilk futbol oyunu 1877 yılında burada oynanmıştır” ibaresi ile bir futbolcu heykeli bile vardır.

Böylece modern zamanlarda 1848’de İngiltere’de dünyada ilk kez futbol oynanmasından 29 yıl sonra İngiliz ailelerce futbol Türkiye’ye de ilk kez İzmir’imizden girmiş oluyor.

İzmir’in ilk futbol antrenörü La Fontain, 1889’da İstanbul’a giderek orada futbolu yine İstanbul’daki yabancılarla organize etmeye çalışıyor, dediğim gibi 1908’e kadar Türklerin futbol oynaması yasak. Hatta İstanbul’da kurulan ilk futbol kulübü “Black Stocking” İngilizce ismiyle yabancı kulüp görüntüsünde 1899 (bir söyleme göre 1901) yılında kuruluyor, ancak ömrü 3 – 4 ay oluyor, tekrar padişah ikinci Abdülhamit tarafından kapatılıyor. 

Daha sonraları 1905’de Galatasaray, 1907’de Fenerbahçe, 1910’da Beşiktaş, 1912’de Karşıyaka, 1914’de Altay, 1923’de Altınordu, 1925’de Göztepe, 1928’de Buca spor kulüpleri kuruluyor. 1923’de de Türkiye Futbol Federasyonu oluşturuluyor.

1930’lu yıllarda üç kulübün üç büyük futbolcusu unutulmazlar arasında; Altınordulu Sait, Altaylı Vahap, Göztepeli Fuat. Hatta 1934’de soyadı kanunu çıkınca bu üç futbolcu kulüplerinin ismini soyadı olarak almışlardır.

Üç haftadır köşe yazılarım İzmir’de – Türkiye’de sporun özelliklede en popüleri futbolun geçmişi konusunda (bu yazı da) oldu. 2021’de APİKAM’ın hazırlığını ve projesini yaptığı, ancak kovid pandemisi nedeni ile proje aşamasında kalan, çok emek verilmiş bir projeyi anımsamam bu konuda yazmamın nedeniydi.

“Kent ve spor” konseptli bu proje için kentimizden sergilenmeye değer bin 500’den fazla obje de toplanmıştı. Öğrendiğime göre toplanan bu objeler, maalesef proje yapılmadığı için sahiplerine iade edilmiş. Ancak böylesi bir proje yeniden yapılırsa obje sahipleri bunları tekrar APİKAM’a vereceklerini ifade etmiş. Bu objelerin sahipleri biliniyor, hatta bunları bugün daha da arttırmak mümkün olacaktır.

Bu objeler, İzmir’imiz, spor dünyası için çok önemli objeler. Örneğin Vahap Özaltay’ın Türk futbol tarihinde bir dönüm noktası olabilecek “futbol nasıl oynanır” el yazması kitabı, modern futbolu öğreten ve bu konuya kuramsal yaklaşan ilk kitap olduğu ifade ediliyor. Çok çeşitli orijinal fotoğraflar, kupalar, 1968 ilk Federasyon Kupası, at yarışlarından kırbaç ve kupalar, fuar kupaları, Akdeniz Oyunları’nın orijinal bayrakları vs. vs. 

Ayrıca spor kulüplerimizin kendi müzelerinde sergiledikleri birçok obje “kent ve spor” konseptli bir müzede sergilenmesi ve tüm halkımızın beğenisine sunulması kentimizin bir başarısı olacaktır.

İzmir Kalkınma Ajansı’mızın bu tür sosyal projelere de kaynak ayırabilecek olması, kaynak sıkıntısı problemini çözebilecektir.

İZVAK ve kentin diğer spor dinamiklerinin ticaret, sanayi odalarımızın destekleri ve İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün organizasyonu ile bu projenin gerçekleşmemesi için hiçbir neden yoktur.

Spor müzemiz için uygun bir bina bulunduğu takdirde ve İzmir Büyükşehir Belediyemizin bu projeyi benimseyip kucaklaması ile “un var, yağ var, şeker var” bir tek helvayı yapıp İzmirliye, ülkemize sunmak kalıyor.

Ne dersiniz İzmirli hemşehrilerim?

Kaynak Enver Olgunsoy 9 Eylül Gazetesi

Kerim Küçük.