Altay, Tuna Üzümcü ile topbaşı yaptı

Nesine 3’üncü Lig ekiplerinden Altay’da teknik direktörlük görevine Tuna Üzümcü (44) getirildi. Yönetimin hafta başında istifa ederek kulübe kayyum atanması için mahkemeye başvurmasının ardından sıkıntılı bir sürece giren siyah-beyazlılar, bugün Gaziemir Vali Kutlu Aktaş Tesisleri’nde yeni sezon hazırlıklarına başladı.

Genel menajer Atakan Atalay’ın sorumluluk aldığı süreçte, geçen sezon takımı kümede tutan teknik direktör Mehmet Can Karagöz Yollar Ayrıldı, göreve daha önce kulüpte sportif direktör ve teknik direktör olarak çalışan Tuna Üzümcü getirildi. Son olarak Bucaspor çalıştıran Üzümcü, yaklaşık 3 yıl sonra siyah-beyazlı kulübe döndü.

Altay, yeni sezon hazırlıklarına 38 kişilik oyuncu grubuyla başladı. Geçen sezon A takımda yer alan altyapı patentli gençlerin yanı sıra U17 ve U19 takımından oyuncular da antrenmanda yer aldı. Genel menajer Atakan Atalay ve teknik direktör Tuna Üzümcü, ilk antrenman öncesi takımla birer konuşma gerçekleştirdi.

Üzümcü, idman sırasında genç kramponlarla tanışarak sohbet etti. Siyah-beyazlılarda tecrübeli oyunculardan sadece Murat Uluç idmanda yer alırken, futbola devam edip etmeyeceği henüz netleşmeyen 45 yaşındaki golcü, yardımcı antrenör olarak sahada görev yaptı.

İlerleyen günlerde genç oyunculardan teknik ekibin gözüne girecek isimlerin A takımda kalacağı ifade edildi.

Kerim Küçük.

Göztepe’ye Acun piyangosu

Göztepe’den ayrıldıktan sonra Toulouse’a transfer olan Emersonn, Hull City’nin gündemine girdi. Acun Ilıcalı’nın sahibi olduğu İngiliz ekibinin Brezilyalı golcü için yapacağı olası transfer, İzmir temsilcisine milyon euroluk gelir kapısı açabilir.

Göztepe’nin geçmiş dönem transfer hamlelerinden biri olan Emersonn, bu kez İzmir ekibine kazandıracağı bonservis geliriyle gündemde. Brezilyalı golcünün Fransa Ligue 1 ekiplerinden Toulouse’daki performansı sonrası Acun Ilıcalı’nın sahibi olduğu İngiliz kulübü Hull City’nin oyuncu için harekete geçtiği öne sürüldü. Hull City’nin Emersonn için yaklaşık 20 milyon euroluk bir teklif hazırladığı iddia edildi.

Emersonn’un Toulouse’a transferi sırasında yapılan anlaşma gereği Göztepe’nin sonraki satıştan pay hakkı bulunuyor. Buna göre oyuncunun 10 milyon euronun üzerinde bir bedelle satılması halinde İzmir ekibi, transfer gelirinin yüzde 20’sini kasasına koyacak. Hull City’nin 20 milyon euro seviyesindeki bir teklifinin gerçekleşmesi durumunda Göztepe, doğrudan bir satış yapmadan önemli bir bonservis geliri elde edebilecek.

Öte yandan Acun Ilıcalı, daha önce yaptığı açıklamalarda Hull City’nin Türkiye’den yüksek maliyetli transferlere yönelmeyeceğini belirtmişti. Ilıcalı, Trendyol Süper Lig’in büyük bölümünden oyuncu alma konusunda temkinli olduklarını ifade ederek, transfer stratejilerinin farklı pazarlara odaklandığını söylemişti. Ancak Emersonn transferi, Göztepe açısından farklı bir anlam taşıyor. Oyuncunun geçmiş satış anlaşmasındaki pay maddesi sayesinde İzmir temsilcisi, sahada olmadığı bir transfer sürecinden ekonomik kazanç sağlamaya hazırlanıyor. Hull City’nin transfer girişiminin sonuçlanması halinde Göztepe’nin kasasına 2 milyon euroluk bir kaynak girmesi bekleniyor.

Kerim Küçük.

İzmir futbolunda büyük çöküş: Köklü kulüpler çıkış yolu arıyor

Bir dönem Türk futbolunun en önemli merkezlerinden biri olan İzmir’de köklü kulüpler ekonomik kriz, yönetim sorunları ve sürdürülebilir olmayan modeller nedeniyle zor günler geçiriyor. Altınordu’nun altyapı modeliyle başlayan yükselişinin ardından yaşadığı gerileme, Altay’ın borç sarmalı, Karşıyaka’nın mali çıkmazı, Bucaspor’un altyapı gücünü kaybetmesi ve Menemen FK’nın sürdürülebilir yapı oluşturamaması İzmir futbolundaki ortak

İzmir futbolu son yıllarda büyük bir dönüşüm ve kriz sürecinden geçiyor. Kentin köklü kulüpleri bir dönem Süper Lig hedefleriyle mücadele ederken bugün mali dengelerini korumaya ve yeniden yapılanmaya çalışıyor.

Kulüplerin yaşadığı sorunlar farklı görünse de temel nedenler büyük ölçüde aynı noktada birleşiyor. Plansız büyüme, gelir kaynaklarının yetersizliği, yüksek maliyetli kadro yapılanmaları, kişilere bağlı yönetim anlayışı ve modern futbol ekonomisine ayak uyduramama, İzmir kulüplerini zorlayan başlıca faktörler olarak öne çıkıyor.

Altınordu, uzun yıllar Türkiye’de altyapı denildiğinde ilk akla gelen kulüplerden biri oldu. “İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu” anlayışıyla hareket eden kulüp; tesisleşme, oyuncu eğitimi ve genç yeteneklere yatırım konusunda önemli bir model oluşturdu.

Bu sistemden Çağlar Söyüncü, Cengiz Ünder, Berke Özer ve Ravil Tagir gibi oyuncular çıktı.

Ancak Altınordu’nun temel sorunu altyapı modelinin yanlış olması değil, bu modelin profesyonel futbol ekonomisiyle yeterince bütünleştirilememesi oldu.

2020-2021 sezonunda 1. Lig play-off finali oynayan ve Süper Lig’in kapısından dönen Altınordu, o dönemde büyük bir çıkış yakalamıştı. Ancak sonraki yıllarda genç oyuncu üretimindeki sürekliliğin sağlanamaması, satış gelirlerinin azalması ve sportif hedeflerin gerilemesi kulübü ekonomik açıdan zorladı.

Altınordu’nun yaşadığı temel problem, yetiştirilen futbolcuların kulübün geleceğini garanti edecek kalıcı bir finansal sisteme dönüştürülememesi oldu.

Sadece oyuncu satışıyla ayakta kalmaya çalışan model, sportif başarıyla desteklenmeyince sürdürülebilirliğini kaybetti.

Altınordu’nun yeniden yapılanması için altyapının yalnızca futbolcu yetiştiren değil, gelir üreten bir merkeze dönüşmesi gerekiyor. Avrupa kulüpleriyle iş birlikleri, oyuncu geliştirme projeleri, futbol kampları ve uluslararası organizasyonlarla yeni bir ekonomik model oluşturulması hedeflenmeli.

İzmir’in en köklü kulüplerinden Altay, yaşadığı ekonomik sorunlarla son yılların en zorlu dönemlerinden birini geçiriyor. Siyah-beyazlı kulüp, uzun tarihi boyunca Türk futboluna önemli katkılar sunarken son yıllarda mali yapısını korumakta zorlandı.

Altay’ın yaşadığı krizin temelinde sportif başarısızlıktan çok ekonomik sorunlar bulunuyor. Süper Lig’e yükseldiği dönemde artan beklentiler doğrultusunda yapılan harcamalar, kulübün gelirleriyle dengelenemedi. Süper Lig’den düşüşün ardından yayın gelirlerinin azalması, ancak eski borçların devam etmesi kulübü daha büyük bir finansal baskının içine soktu.

Yüksek borç yükü, FIFA dosyaları, transfer yasakları ve gelir kaynaklarının sınırlı kalması Altay’ın hareket alanını daralttı. Kulüp, geçmişte olduğu gibi büyük hedefler peşinde koşmadan önce ekonomik olarak yeniden ayağa kalkmak zorunda.

Altay için en önemli çıkış yolu, borçların kontrol altına alınması, mali disiplinin sağlanması ve altyapıya yeniden yatırım yapılması olarak görülüyor. Kısa vadeli sportif başarı arayışı yerine, küçük ama sağlıklı bir yapının kurulması gerekiyor.

Karşıyaka, İzmir futbolunun en güçlü marka değerlerinden birine sahip kulüplerden biri. Yeşil-kırmızılı kulüp, yüz yılı aşan tarihi, güçlü taraftar kültürü ve kentteki etkisiyle birçok kulübün sahip olmak istediği bir potansiyele sahip.

Ancak bu büyük potansiyel uzun yıllar boyunca ekonomik bir modele dönüştürülemedi.

Karşıyaka’nın en büyük sorunu, taraftar gücünün ve marka değerinin kalıcı gelir kaynaklarına çevrilememesi oldu. Modern futbolda büyük taraftar kitlesine sahip kulüpler; sponsorluk, dijital gelir, lisanslı ürün satışı, üyelik sistemleri ve yatırım ortaklıklarıyla ekonomik yapılarını güçlendirirken Karşıyaka bu dönüşümde geride kaldı.

Kulübün yüksek borç yükü, yönetim değişiklikleriyle yaşanan istikrarsızlık ve gelir-gider dengesizliği, sportif hedeflerin önüne geçti.

Karşıyaka’nın yeniden ayağa kalkabilmesi için profesyonel bir yönetim modeli oluşturması gerekiyor. Şirketleşme konusu da bu noktada önemli bir seçenek olarak görülüyor. Ancak geçmişte olduğu gibi sadece isim değişikliğiyle değil; şeffaf mali yapı, bağımsız denetim, yatırımcı ortaklığı ve taraftarın sürece dahil olduğu gerçek bir dönüşümle hayata geçirilmeli.

Karşıyaka’nın en büyük avantajı ise hâlâ değişmedi: Büyük bir taraftar kitlesi ve güçlü bir marka değeri. Bu potansiyelin doğru yönetilmesi halinde kulüp yeniden İzmir futbolunun önemli aktörlerinden biri olabilir.

Bucaspor’un hikâyesi, İzmir futbolunda yönetim ve mali yapı sorunlarının en çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. 1928 yılında kurulan ve 2010-2011 sezonunda Süper Lig’e kadar yükselen sarı-lacivertli kulüp, altyapısı ve genç oyuncu üretme kapasitesiyle bir dönem Türk futbolunda dikkat çeken yapılardan biri oldu.

Ancak Süper Lig macerasının ardından artan mali yük, gelir-gider dengesizliği ve yönetimsel sorunlar kulübün hızla gerilemesine neden oldu. Sportif başarı için yapılan harcamalar kalıcı gelirlerle desteklenemeyince borç yükü büyüdü. Kulüp önce alt liglere geriledi, ardından yaşadığı ekonomik sorunlar nedeniyle faaliyetlerini sürdüremeyecek noktaya geldi. Dönemin yöneticileri, kulübün yüksek borç yükü nedeniyle kapanma aşamasına geldiğini açıklamıştı.

Bucaspor’un yaşadığı süreç, Türk futbolundaki en temel sorunlardan birini ortaya koydu: Altyapı başarısı ve sportif başarı, güçlü bir mali sistemle desteklenmediğinde kalıcı olamıyor.

Eski Bucaspor’un yaşadığı ekonomik çöküşün ardından Buca futbolunun temsilcisi olarak Bucaspor 1928 ortaya çıktı. Yeni yapı, eski Bucaspor’un marka değerini ve Buca futbol kültürünü yaşatma hedefiyle yoluna devam ederken, geçmişten gelen ekonomik yüklerin etkisini de hissetti. Bucaspor 1928 cephesi, eski Bucaspor’dan kalan bazı borç dosyalarıyla ilgili süreçlerin devam ettiğini ve bazı yükümlülüklerin yapılandırıldığını açıkladı.

Bucaspor 1928’in yaşadığı sorun ise eski kulübün aksine, daha yeni bir yapı olmasına rağmen benzer bir noktaya işaret etti. Yeni bir başlangıç yapması beklenen kulüp de zaman içinde gelir oluşturma, tesisleşme ve sürdürülebilir ekonomik model oluşturma konusunda zorluklarla karşı karşıya kaldı.

Buca bölgesi, İzmir’in en büyük futbolcu potansiyeline sahip bölgelerinden biri olmasına rağmen bu avantajın kalıcı ekonomik değere dönüştürülmesi konusunda sıkıntılar yaşandı. Geçmişte altyapısıyla oyuncu yetiştiren Buca futbolunun bugün yeniden güçlü bir üretim merkezine dönüşebilmesi için kulüp yönetiminin kısa vadeli sportif hedeflerden çok uzun vadeli bir planlama yapması gerekiyor.

Menemen FK’nın yaşadığı süreç, Türkiye’de birçok kulübün karşılaştığı benzer bir sorunu ortaya koyuyor. Belirli dönemlerde güçlü desteklerle sportif başarı yakalayan kulüpler, bu desteğin azalması veya sona ermesiyle ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalabiliyor.

Menemen FK da zaman içinde kalıcı gelir kaynakları oluşturmakta zorlanan kulüpler arasında yer aldı.

Bir kulübün uzun vadede ayakta kalabilmesi için yalnızca kişi veya kurum desteğine bağlı olmayan bir ekonomik yapı kurması gerekiyor. Yerel sponsorluk ağı, altyapı yatırımları, futbolcu yetiştirme modeli ve taraftar oluşturma çalışmaları bu noktada önem taşıyor.

Menemen örneği, Türk futbolunda sürdürülebilir olmayan finans modellerinin kulüpleri ne kadar hızlı zor durumda bırakabileceğini gösteriyor.

İzmir kulüplerinin yaşadığı sorunların çözümü yalnızca ekonomik destek bulmaktan geçmiyor. Asıl ihtiyaç, kulüplerin yönetim anlayışını ve futbol ekonomisine bakışını değiştirmek.

Başkan merkezli yönetim modelinden profesyonel kulüp yönetimine geçilmesi gerekiyor. Kulüplerde sportif direktör, finans yöneticisi ve altyapı sorumlusu gibi alanında uzman kişilerin karar mekanizmalarında daha fazla yer alması önem taşıyor.

Bunun yanında İzmir’in ekonomik gücünün futbolun içine çekilmesi gerekiyor. Kentteki sanayi ve ticaret kuruluşlarıyla daha profesyonel sponsorluk modelleri oluşturulmalı, kulüpler şirketlere yalnızca maddi destek talebiyle değil, karşılığı olan projelerle gitmeli.

İzmir kulüplerinin bir diğer ihtiyacı ise ortak futbol aklı oluşturmak. Altyapı, scout çalışmaları, genç oyuncu gelişimi ve futbol eğitim projelerinde kulüpler arasında iş birlikleri kurulabilir.

İzmir’in sorunu yetenek eksikliği değil. Sorun, ortaya çıkan futbol değerinin kalıcı ekonomik ve sportif başarıya dönüştürülememesi.

Kentin güçlü futbol geçmişi, genç nüfusu ve kulüplerin marka değerleri doğru yönetim modelleriyle yeniden büyük bir potansiyele dönüşebilir. Bunun yolu ise kısa vadeli başarı arayışından değil; kurumsal, şeffaf ve sürdürülebilir kulüp yapılarından geçiyor.

Kerim Küçük.

Karşıyaka Sonrası Altay Folkart Destek Verdi

ilk Desteği Yine Folkart Oldu. Altay Genel Menajeri Atakan Atalay
Folkart Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak’ın kulübün sezona başlayabilmesi için maddi destekte bulunacağını ve desteğin ilerleyen süreçte de devam edeceğini bildirdiğini açıkladı.
daha önce “Altay’ın kıymetini bilenler her zaman vardır ve var olacaktır” ifadelerini kullandıklarını hatırlatarak, Mesut Sancak’ın kulübün içinde bulunduğu sürece kayıtsız kalmadığını belirtti. Sancak’ın, Büyük Altay’ın yeni sezona hazırlanabilmesi için bir miktar maddi destek sağlayacağını ve ilerleyen dönemde de kulübe katkı sunmayı sürdüreceğini ifade etti.
Destekten dolayı Mesut Sancak ve Folkart’a teşekkür eden Atalay, bu adımın İzmir iş dünyası ve kentin kanaat önderlerine örnek olmasını temenni etti. Altay’ın 112 yıllık geçmişiyle İzmir’in en önemli 
 spor kulüplerinden biri olduğunu vurgulayan Atalay, “Koca çınar bugün yorgun düşmüş olabilir. Bu kez İzmir değerine sahip çıkarak Büyük Altay’a destek olmalı, şehrinin değerine sahip çıkmalıdır.” ifadelerini kullandı. Yeni sezon hazırlıklarına bugün başlaması planlanan siyah-beyazlı ekipte, kulübün mali yapısının güçlendirilmesi için destek arayışlarının ise devam ettiği belirtildi. Altay X Hesabında Teşekkür Mesajı Yayınladı:Kulübümüzde geçmiş dönemlerde büyük emekleri olan, Asbaşkanlık yapan Sayın Mesut SANCAK’a yine Asbaşkanlık yapan Sayın Kerem SANCAK’a, Yöneticilik yapan Sayın Fırat SANCAK‘a ve onların nezdinde yıllarca sponsorumuz olan FOLKART Yapı A.Ş’ye kulübümüze verdikleri kıymet, aidiyet ve destekleri için teşekkürlerimizi sunarız. Daha Önce Karşıyaka’ya Can Suyu Kampanyası 5 Milyon TL anlamlı bir katkıyla Başlamıştı.

Kerim Küçük.

Günün Yazısı:Futbolun Anadolu’da doğduğu kent İzmir, varlık mücadelesi veriyor

Türk futbolunun beşiği, ilklerin şehri ve bir zamanların sporcu fabrikası İzmir, bugün tarihinin en sessiz dönemlerinden birini yaşıyor. Futbolun Anadolu topraklarına 1890 yılında Bornova’dan giriş yaptığı, ilk resmi tüzüklü kulüplerin bu liman kentinde kurulduğu düşünüldüğünde, kentin şu anki durumu sadece sportif bir başarısızlık değil, devasa bir ekonomik ve kurumsal çöküşün fotoğrafıdır.

İzmir futbolunun altın çağı olarak anılan 1960-1975 yılları arasında; Avrupa’da ülkemizi temsil etmiş birçok takımı olan kent, 1980 sonrası futbolun geçirdiği endüstriyel ve finansal dönüşümle birlikte, bu güçlü yapısını kaybetti.

Futbolun küresel bir finansal operasyona dönüşmesi, İzmir kulüplerini hazırlıksız yakaladı. İstanbul kulüpleri sermayelerini katlarken, İzmir takımları finansal disiplinsizlik ve borç yükü altında ezildi. Kısa vadeli transfer politikaları, gününü kurtaran yönetim anlayışıyla birleşince sürdürülebilir başarı imkansız hale geldi. Yönetimler değişti ancak sorunlar aynı kaldı, kulüpler FIFA dosyaları, transfer yasakları ve hacizlerle uğraşırken sportif başarı kaçınılmaz olarak ikinci plana itildi.

Kurumsal yapı, sponsorluk, dijital pazarlama, marka değeri, veri analizi ve yatırımcı ilişkileri başarının temel dinamiklerini oluşturuyor. İzmir’in birçok kulübü hala geçmişin geleneksel yönetim anlayışıyla hareket ederken, rakip şehirler çok daha profesyonel modeller geliştirdi.

Altyapı ihmali de can alıcı noktalardan biri olarak önümüzde duruyor. Yıllarca Türk futboluna yıldız oyuncular kazandıran Altay, İzmirspor ve Altınordu gibi İzmir kulüpleri, modern futbolun gerektirdiği yatırımları sürdüremedi. Bugün altyapıdaki yetersizlikler nedeniyle genç yetenekler daha küçük yaşlarda İstanbul veya Avrupa kulüplerine yöneliyor. Altınordu’nun son yıllardaki öz kaynak devrimi önemli bir ışık olsa da, genel tablodaki tesisleşme ve finansman eksikliği, şehri dışa bağımlı hale getirdi. Kulüplerin dernek statüsünde kalması ve taraftar baskısına dayalı kararlar alması, İzmir’in Süper Lig ile olan bağını kırılgan bir ilişkiye mahkum etti.

Binlerce taraftarı bulunan Altay’ın, Karşıyaka’nın, Altınordu’nun ve diğer köklü kulüplerin alt liglerde ekonomik sıkıntılarla mücadele etmesi yalnızca İzmir’in değil, Türk futbolunun da kaybıdır.

Profesyonel ligde mücadele eden takımlarımızda, geldiğimiz noktada; Karşıyaka Nesine üçüncü ligde var olma mücadelesi veriyor, Altay’a kayyum atanmak üzere, Altınordu Nesine ikinci ligden çekilip bir alt lige düştü, Menemen FK imkansızlıklarla boğuşuyor, Buca Spor diğerlerinden farksız değil, Tire 1922 FK isim değişikliğine giderek yoluna Gaziemir Spor olarak devam edecek.

Bu karanlık tabloda sevindirici tek istisna ise Göztepe oldu. Kurumsal yönetim modeli, tesis yatırımları ve doğru sportif planlamayla Trendyol Süper Lig’de yeniden güçlü bir konuma ulaşan sarı-kırmızılı ekip, doğru yönetim ve uzun vadeli stratejilerin başarı getirebileceğini kanıtlayarak, sadece İzmir’e değil ülke futboluna örnek oldu. İzmir futbolu aslında, bir spor hikayesi olmasının yanı sıra şehrin kültürü, kimliği ve ortak hafızasıdır. Bir zamanlar Türk futboluna yön veren İzmir, geçmişle övünmek yerine geleceği akılcı bir şekilde planlarsa, bugünkü tabloyu değiştirir ve hak ettiği görkemli yeniden doğuşu yaşayabilir.

Kaynak Yaşar Kuş Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi Yazarı

Kerim Küçük.

Karşıyaka Stadı için beklenen haber geldi! Mimar Kul tek tek açıkladı!

Karşıyaka yıllardır yapımını beklediği yeni stadyum projesinde süreç planlandığı gibi ilerliyor. Mart ayında projeyi devralan İzmir Büyükşehir Belediyesi zemin etüdü ihale sürecini başladı, Mimar Bahadır Kul stadın hem en sağlam tesis hem de afet koordinasyon merkezi olacağını vurguladı.

Mimar Bahadır Kul:”Toplam 14 yıllık süreç var. Cemil Tugay başkan süreci en hızlı şekilde yürütmeye çalışıyor. Tüm protokoller hazırlandıktan sonra bile onay süreçleri var. Projede çok büyük çaba var. Neredeyse 100 mühendis çalışıyordur. Böyle projelerde zemin etütleri haftalarca sürer. Arazide daha önce çakılan eski kazıklar var, bunların tek tek numune alınıp laboratuvar süreçleri bile 2 ay. Normal bir binanın ruhsat başvuru süreci bile 5-6 ayda tamamlanıyor. Süreçte hiçbir sıkıntı yok. Maksimum çaba ile en doğru proje hayata geçirilmeye çalışılıyor” “İzmir deprem bölgesi. Allah göstermesin ama burası yalnız stat değil olası bir durumda bir afet koordinasyon merkezi de olacak. 2023’te Hatay merkezli deprem felaketlerinden sonra projesini benim çizdiğim Gaziantep Stadı geçici hastane, barınma alanı, toplantı, koordinasyon merkezi olarak kullanıldı. Karşıyaka’da zorlu bir proje yapıyoruz. Deniz kenarında en güçlü, en sağlam stadı hayata geçireceğiz. Karşıyaka’nın stadı çok güzel, butik, sağlıklı, uzun ömürlü, çevresine değer katan, yaşayan bir tesis olacak. Yalnız tüm sürecin tamamlanması için biraz daha sabır gerekiyor” Dedi.

Kerim Küçük.

Hayat kurtaran baba, kızını kortlarda şampiyonluğa hazırlıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye eri Ramazan Karakoç, yangın ve kurtarma görevlerinde hayat kurtarırken mesai dışında 9 yaşındaki kızı Miray’ın tenis antrenörlüğünü yapıyor. Disiplin ve emeği kortlara taşıyan baba-kız, kupa ve madalyalarla taçlanan bir başarı hikayesi yazıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda itfaiye eri olarak görev yapan 44 yaşındaki Ramazan Karakoç, 20 yıldır insanların hayatını kurtarmak için görev yapıyor. Mesaisi sona erdiğinde ise 9 yaşındaki kızı Miray’ın hayallerine destek oluyor. Baba-kız, tenis kortlarında birlikte antrenman yapıyor, turnuvalarda aynı heyecanı paylaşıyor. Miray’ın kazandığı her kupa ve madalya, Ramazan Karakoç için yalnızca bir başarı değil; emeğin, disiplinin ve baba-kız sevgisinin simgesi oluyor.

İtfaiyeciliğe başladıktan yaklaşık iki yıl sonra tenisle tanışan Ramazan Karakoç, zamanla bu spora tutkuyla bağlandı. Yıllarca tenis oynayarak çeşitli turnuvalarda dereceler elde eden Karakoç, 2016 yılında Türkiye Tenis Federasyonu’nun antrenörlük programına katıldı. Sınavları başarıyla tamamlayarak antrenör olmaya hak kazandı. Karakoç’a göre itfaiyecilik ile tenis birbirinden çok farklı alanlar değil. Her iki mesleğin de disiplin, güç, çeviklik ve hızlı karar verme becerisi gerektirdiğini belirten Karakoç, “İtfaiyecilik güç, kuvvet, çeviklik ve pratik zeka gerektiriyor. Bu yönüyle tenise çok benziyor. İtfaiyecilik gerçekten severek yapılması gereken bir meslek. Çünkü temel amacı hayat kurtarmak, insanlara yardım etmektir” dedi.

9 yaşındaki Miray, 2023 yılından bu yana Gaziemir’deki bir tenis kulübünde performans sporcusu olarak çalışmalarını sürdürüyor. Kulüpte antrenman yapan Miray, babasıyla da haftada iki gün çalışıyor. Federasyonun düzenlediği il içi ve il dışı turnuvalara katılan Miray, organizasyonlarda derece elde ederek çeşitli kupa ve madalyalar kazandı. Kızının başarılarından gurur duyduğunu belirten Karakoç, asıl hedefinin Miray’ın sporla büyümesi olduğunu söyledi. Karakoç, “Turnuvadan birinci olmuş, ikinci olmuş ya da kupa almış hiç önemli değil. Ben sadece sporla büyümesini istiyorum. Spor yaptığı zaman asıl başarıyı yakalamış olur” diye konuştu.

Tenisin büyük fedakarlık gerektirdiğini ifade eden Karakoç, kızının erken saatlerde kalkarak antrenmanlara katıldığını, yaz-kış çalışmalarını sürdürdüğünü anlattı. Miray’ın gösterdiği disiplinin başarılarında önemli rol oynadığını belirten Karakoç, “Bu başarıların en büyük sebebi aslında kendisi. Benim sözümü dinliyor ama bu disipline sahip olmasa, sabah erken saatlerde kalkmasa, akşam erken saatte uyumak zorunda olmasa bu başarılar gelmez. Başarı tesadüf değildir. Disiplin sonucu başarılar ortaya çıkar. Disiplinli bir evladım olduğu için çok şanslıyım, çok mutluyum. Kendisini çok seviyorum” dedi.

Miray Karakoç da tenis sporunu sevdiğini ve daha iyi bir sporcu olmak için çalışmaya devam edeceğini belirterek, “Tenis güzel ve disiplinli bir spor olduğu için çok çalışmamız lazım. Babamla hep daha çok çalışıp, hocalarımı daha çok dinleyip ve hep daha iyi oynamaya çalışacağım. Benim babam çok iyi bir öğretmen. Onunla antrenman yapmak beni mutlu ediyor” dedi. Babasının başarılarında büyük payı olduğunu ifade eden Miray, “Bu başarılarımda en büyük pay babamın. Çünkü o da zaten çok çalışıyor. Maçlara katılıyor. Beni de çok iyi çalıştırıyor. Babamı çok seviyorum” diye konuştu.

Kerim Küçük.

Göztepe’ye yeni Sambacı

Transfer döneminin hareketli takımlarından olan Göz-Göz, sol beke yapacağı takviye için Santos’un 22 yaşındaki yıldız adayı Kevyson’u liste başı yaptı.

Trendyol Süper Lig’de Avrupa kupalarını hedefleyen ve bu bağlamda transfer çalışmalarını sürdüren Göztepe için Brezilya’dan flaş bir iddia ortaya atıldı. Sol bek transferi için çalışmalarını sürdüren Göztepe’nin Santos forması giyen genç sol bek Kevyson Costa e Silva’yı gündemine aldığı öne sürüldü. İzmir ekibinin scout ekibinin, 22 yaşındaki futbolcunun gelişim potansiyelinden olumlu yönde etkilendiği ve oyuncuyu yakından takip ettiği belirtildi. Son yıllarda genç ve potansiyelli futbolculara yatırım yaparak dikkat çeken Göztepe’nin, Kevyson profilini transfer politikasına uygun bulduğu ifade ediliyor. Sarı-kırmızılıların özellikle Brezilya pazarından yaptığı hamlelerle oyuncularını Avrupa vitrinine taşıması, genç futbolcular için kulübü cazip bir seçenek haline getiriyor.

2004 doğumlu olan Kevyson, sol bek pozisyonunun yanı sıra sol kanatta da görev yapabiliyor. Hızı, atletizmi ve hücum katkısıyla dikkat çeken genç oyuncu, modern bek profilinin önemli özelliklerini taşıyor. Sol ayağını etkili kullanan Kevyson, özellikle çizgi boyunca yaptığı bindirmeler ve hücum organizasyonlarına verdiği destekle öne çıkıyor. Santos altyapısından yetişen Brezilyalı futbolcu, profesyonel kariyerinde şu ana kadar Brezilya futbolunun önemli seviyelerinde forma giydi. Kevyson’un kariyerinde şu ana kadar 30’un üzerinde profesyonel karşılaşmada görev aldığı, savunma katkısının yanı sıra hücum yönüyle de gelişim gösterdiği kaydediliyor.

Göztepe’nin transferde doğrudan yüksek bonservis bedeli ödemek yerine kiralama ve satın alma opsiyonlu formülleri tercih ettiği bilinirken, Kevyson için de benzer bir yöntemin gündeme gelebileceği belirtiliyor. Piyasa değeri ulaşılabilir seviyede olan genç futbolcunun, İzmir ekibi için hem sportif hem de geleceğe dönük yatırım açısından önemli bir hamle olabileceği değerlendiriliyor. Sarı-kırmızılıların, Brezilya’dan yeni bir yeteneği Türkiye’ye getirerek Avrupa yolculuğuna hazırlama hedefi doğrultusunda Kevyson ismini listesinde tuttuğu ve gelişmelerin önümüzdeki günlerde netleşeceği ifade ediliyor.

Kerim Küçük.