Karşıyaka Kulüp Başkanı Aygün Cicibaş:Sezon başına başlarken hedefimiz çok netti. Bütün planlama, antrenörümüzün talepleri doğrultusunda yapılmıştı. Amacımız; ödenebilir bir bütçeyle, kulübün geleceğini ipotek altına almadan, ligde kalıp sezonu 10–11. sıralarda tamamlamak ve Karşıyaka’ya yeni borç bırakmamaktı. Kadromuz da bu plan doğrultusunda kuruldu. NBA şampiyonluğu yaşamış, istatistikleri güçlü bir gard… Ligin önemli uzunlarından biri… Geçtiğimiz sezon dipteki takımına büyük katkı vermiş bir uzun… Ancak maalesef sakatlıklar ve takım kimyasının tutmaması süreci zorlaştırdı. Diğer yabancı oyuncularımız orta ölçekli ama mücadeleci oyunculardı. Kimsenin amacı Karşıyaka basketbol ekolünü yok etmek değildi. Tam tersine amacımız fabrika ayarlarına dönmekti. Ayrıca gelecek sezon için hazırladığımız, 5–10 dakika süre alarak gelişecek 3 genç oyuncuyu da takıma kazandırmak istiyorduk. Ama süreç planladığımız gibi gitmedi. Lig boyunca bütün takımlar takviye yaparken biz bunu yapamadık. Çünkü geriden gelen FIBA dosyaları ve transfer yasaklarıyla uğraşıyorduk. Bir gardımız ayrıldı. Onun yerine geçen yıl Denizli’yi tek başına ligde tutan gardı aldık. Ligde bizim seviyemizde olan hangi takım o oyuncuyu almazdı? Transfer yasakları devam ederken bir fırsat yakaladık ve bir takviye daha yaptık. Bu süreçte teknik ekip değişti. Şunu herkes bilmelidir: Karşıyaka’da hiçbir oyuncu kimsenin keyfine göre alınmaz. Hocanın isteği olur, menajerle görüşülür, yönetim karar verir. Ve o şartlarda dünyada alınabilecek tek oyuncu Bishop’tı. Ama FIBA ve iç transfer yasakları elimizi bağladı. Şimdi soruyorum: Kim ister Allah aşkına Karşıyaka’nın kötü olmasını? Bu işin doğası böyledir. Sonuçlar kötü olunca sırasıyla: Önce oyuncular, sonra menajerler, sonra antrenör, en sonunda başkan eleştirilir. Bu eleştiriler de doğaldır. Ama çoğu zaman unutulan bir gerçek var: Bu iş para işidir. Ne kadar para, o kadar köfte. Bizim belki de tek hatamız şuydu: Karşıyaka’nın geleceğini düşünmek. “Biz yapalım, bizden sonra tufan” demedik. Ama camia yıllarca başka bir düzene alıştı. Bütçe dışı oyuncular alınır, borçlar bir sonraki seneye bırakılırdı. Bu takımın yabancı oyuncusu bütçesi 840 bin dolar civarında. Geçtiğimiz sezon yollarımızı ayırdığımız Erric McCollum primleriyle neredeyse bu paraya oynadı. O borçların en son halkası bize kaldı. Herkes alışmıştı: “Pınar versin, biz yönetelim.” Şimdi soruluyor: “Niye başkan çıkmıyor?” “Niye yönetici gelmiyor?” Sebep bu. Ama yarın yeni bir sponsor gelse, bakın o zaman nasıl 3 adaylı kongreler olur. Eskiden bir kaseyi iki kepçeyle doldururken, biz şimdi elli kepçeyle doldurmaya çalıştık. Sözler verildi. Ama tutulmadı. Bir noktadan sonra “Karşıyaka düşsün” diyenler bile çıktı. Eskiden kombine alanlar almadı. Destek verenler geri çekildi. Telefonlar açılmadı. Ziyaretler kabul edilmedi. Ancak henüz daha hiç bişey bitmiş değil lütfen destek verenler vermek isteyen gelsin bu takıma sahip çıksın bu takım hepimizin. Söylenecek çok şey var. Ama hepsini kongrede anlatacağım. Şunu herkes iyi bilsin: Karşıyaka’yı bu noktaya getirenler utansın. Biz değil. Dedi.
Kerim Küçük.