Altay’da Rodriguez göz kamaştırmaya devam ediyor

Süper Lig’de kümede kalma savaşı veren Altay’da Şilili sol kanat Martin Rodriguez, son olarak iç sahada 3-2 galibiyetle sonuçlanan Gaziantep Futbol Kulübü maçında sergilediği performasla tam not aldı.Siyah-beyazlı formayla ilk ve tek golünü sezonun 2’nci haftasındaki Aytemiz Alanyaspor deplasmanında kaydeden 27 yaşındaki futbolcu yaşadığı sakatlığın ardından ilk haftalardaki form durumundan uzak kalmıştı. Uzun süredir futboluyla eleştirilen Şilili kanat forvet, Gaziantep FK karşısında ise gönülleri yeniden fethetti.  Maçın 10’uncu dakikasında soldan kazanılan kornerde ceza sahasına yaptığı ortayla Thaciano’nun siyah-beyazlı takımı 1-0 öne geçirmesinde pay sahibi olan Martin Rodriguez, skor 1-1’e geldikten sonra 22’nci dakikada tekrar sahneye çıktı. Yine sol kanattan rakip savunmayı zorlayan Şilili futbolcunun ortasında rakip oyuncu Doğan ters bir vuruş yaparak topu kendi filelerine yolladı. Müsabakanın 80’inci dakikasında yerini genç Kazımcan’a bırakan Rodriguez, taraftarların alkışları eşliğinde sahadan ayrılarak görevini başarıyla tamamladı.

Kerim Küçük.

KSK’de kahreden seri

Kümede kalmaya çalışan Karşıyaka, geride kalan 10 maçta yalnız grubun en zayıf ekibi Karabükspor’u dize getirdiTFF 3. Lig 3. Grup’ta bu sezon büyük hayal kırıklığı yaşayan Karşıyaka, son 10 maçta yalnız grubun en zayıf ekibi Karabükspor’u yenebildi. Aylardır yalnızca çıktığı 24 maçın 23’ünü farklı kaybedip dibe demir atan Karabükspor’a diş geçirebilen Kaf-Kaf, alt sıralardan bir türlü kurtulamadı. Bu sezon 3’ü son 2 sıradaki Karabükspor ve Ceyhanspor karşısında olmak üzere toplam 5 galibiyetle yetinen, son 10 maçta 5 beraberlik, 4 yenilgiyle bir bir eriyen Kaf-Kaf’ı iç sahada Gümüşhanespor önünde mağlubiyetten İhsan Furkan kurtardı. Gümüşhanespor karşısında birçok net pozisyonu harcayıp 76. dakikada golü kalesinde görerek şoke olan Karşıyaka’da 87. dakikada sahneye çıkan Furkan, takımını ipten aldı.
DÜŞME HATTININ 1 PUAN ÜZERİNDE
BU beraberlikle 27 puana ulaşan Karşıyaka, puan puana olduğu düşme hattının 1 puan üzerine çıktı. Cumartesi günü Ceyhan’a konuk olacak Kaf-Kaf, zayıf rakibi önünde zincir kırmaya çalışacak.

Kerim Küçük.

Karşıyaka’ya Furkan hayat verdi

TFF 3’üncü Lig 3’üncü Grup’ta sezonun bitimine 10 maç kala bir türlü düze çıkamayan Karşıyaka’da İhsan Furkan, ikinci yarıda attığı gollerle takımının düşme hattına düşmesini engelledi.Sezonun ilk yarısında Karşıyaka’nın bankolarından olmasına rağmen ağları hiç sarsamayan 26 yaşındaki kanat oyuncusu, ikinci yarıda ise çıktığı 7 maçta 4 gol atarak takımının devredeki en skorer oyuncusu oldu.
Furkan, özellikle Karşıyaka’nın iç sahada yenik duruma düştüğü 2 maçta sonradan attığı gollerle beraberliği getirip takımını küme düşme barajının üzerinde tuttu. Mardin 1969 Spor maçında ilk yarıyı 1-0 geride tamamlayan takımına attığı golle 1 puanı getiren Furkan, son Gümüşhanespor mücadelesinde de Karşıyaka yenik durumdayken 87’nci dakikada ağları sarsıp hayati önemdeki beraberliği sağladı. Karşıyaka, bu beraberlikle düşme hattının 1 puan üzerinde kaldı.

Kerim Küçük.

Altınordu Kaptanı Ahmet İlhan Özek BeIN Sports Süper Lig Yolu Konuk Oldu. İzmir Derbisi Konuştu.

“Menemen galibiyeti kritikti. Galip gelerek, maçın değerine değer kattık. Bir ölüm kalım maçıydı.”
“Kardeşlerime, ‘Hata yapmaktan korkmayın’ diyorum… Öz güven kazandırmaya çalışıyoruz.”

Göztepe, Maestro ile bir türlü çıkışa geçemedi

Spor Toto Süper Lig’de son olarak deplasmanda önemli rakiplerinden GZT Giresunspor’a 3-1 yenilerek 7 hafta sonra düşme potasına giren Göztepe, teknik direktör Nestor El Maestro yönetiminde bir türlü rahat nefes alamadı.Bu sezonun 4’üncü haftasında Ünal Karaman’ın yerine göreve getirilen Sırp teknik adam, bir türlü sarı-kırmızılıları alt sıralardan çıkaramadı. Maestro yönetiminde 24 maça çıkan Göztepe, 9 galibiyet, 5 galibiyet ve 13 mağlubiyet elde etti. Göztepe, 38 yaşındaki teknik adamla maç başına 1.04 puan ortalaması yakaladı. Maestro, Göztepe’deki en iyi grafiğini ikinci yarının ilk 4 maçında sergiledi. Göztepe, bu periyotta Fraport Tav Antalyaspor, Öznur Kablo Yeni Malatyaspor, Demir Grup Sivasspor ve Medipol Başakşehir maçlarını kazanarak ateş hattından kurtuldu. Ancak Göztepe, bu müthiş serinin ardından yeniden hayal kırıklığı yaşadı. Lige verilen aranın ardından Altay, Atakaş Hatayspor, Galatasaray ve Giresunspor maçlarından puan çıkaramayan İzmir ekibi taraftarını endişelendirdi. 
Şu an 27 puanla 17’nci sıraya gerileyen Göztepe’nin kurtuluş bölgesiyle arasındaki puan farkı 2’ye çıktı. Cumartesi günü Gürsel Aksel Stadı’nda Kasımpaşa ile sezonun en kritik maçlarından birine çıkacak Göztepe’de alınacak kötü bir sonucun ardından Maestro ile yol ayrımına gelinebileceği iddia edildi. Göztepeli taraftarlar da son günlerde özellikle sosyal medya üzerinden Sırp teknik adama sert eleştirilerde bulundu.

Kerim Küçük.

Altay’da Özbalta farkı

Spor Toto Süper Lig’de kümede kalma mücadelesi veren Altay’da bu sezon Mustafa Denizli ve Mert Nobre’nin ardından üçüncü teknik adam olarak göreve getirilen Serkan Özbalta, 4 maçta topladığı 7 puanla güven kazandı.Kariyerinde ilk kez bir Süper Lig takımı çalıştıracak olması nedeniyle Altaylı taraftarların büyük bölümü tarafından ilk etapta yanlış bir tercih olarak yorumlanan genç teknik adam, siyah-beyazlı ekibe oynattığı futbol ve oyuncu seçimleriyle geçer not alarak kafalardaki soru işaretlerini sildi.Daha önce 2’nci Lig’de önce Keçiörengücü’nü şampiyon yapan, geçen sezon da Manisa Futbol Kulübü’nü namağlup şampiyonluğa taşıyan Serkan Özbalta, Süper Lig’deki performansıyla da Türk futbolunun önemli teknik adamlarından biri olabileceğinin sinyallerini verdi. Son olarak iç sahadaki 3-2’lik Gaziantep FK galibiyetinde saha kenarındaki hırsıyla dikkat çeken 43 yaşındaki çalıştırıcı, 1.75 puan ortalaması yakalayarak Altay’ın ligde kalma umutlarını korumasını sağladı. Altay, Özbalta öncesi ligde üst üste 8 mağlubiyet alıp 16 maç kazanamamıştı.

Kerim Küçük.

İzvak Yönetim Kurulu İGC Yönetim Kurulu Ziyaret Etti.

YÖNETİM KURULUMUZ, İZMİR GAZETECİLER CEMİYETİ’Nİ ZİYARET ETTİ…

İzmir Spor Kulüpleri Birliği Vakfı (İZVAK) Başkanı Ali Erten ve yönetim kurulu üyeleri İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi’yi ziyaret etti.
Görüşmede İGC Yönetim Kurulu Üyeleri Meltem Seyis, Yılmaz Coşkun, Esat Erçetingöz ve 9 Eylül Gazetesi Spor Müdürü Mutlu Yılmaz ile İZVAK Başkan Vekili Talat Papatya, Yönetim Kurulu Üyeleri Suavi Yardımoğlu, Sinan Bezircilioğlu, Mustafa Avcı ve Yılmaz Şahin yer aldı.
İZVAK Başkanı Ali Erten; ‘’Elimizde altın değerinde spor kulüplerimiz var. Hiçbir şehirde bu kadar profesyonel, tarihi olan kulüp yok. Spor, turizm ve sanat İzmir’in kimliği. Ulusal medyadan alamadığımız desteği, İzmir medyasında güç birliği ile öne çıkarabiliriz. İzmir Gazeteciler Cemiyeti ile iş birliği yaparak, spor,sanat ve turizm kanalı kurabiliriz‘’ dedi…
Gazetecilik mesleğinin zor günler geçirdiğini söyleyen İGC Başkanı Gappi, bu mesleği hakkıyla yapanların her zaman yanında olduklarını ve kentin gelişimi için İZVAK ile birlikte ortak her çalışmaya hazır olduklarını söyledi…

Kerim Küçük.

Hem rekabet hem dayanışma İzmirli kulüplerin çatı örgütüyüz

İZVAK’ın açık adı İzmir Spor Kulüpleri Birliği Vakfı. Başkanı Ali Erten, eski sporcu, iş insanı. Ezeli rakipler Göztepe ve Karşıyaka ile birlikte bünyesinde 8 takımı barındırıyor. Ali Başkanla, nasıl oluyor da çatı örgüt, kavgasız gürültüsüz bir arada duruyor? Amacı ne, sonucu ne, diye sorduk.Aile olarak Kafkas kökenliyiz. 1986’da İzmir’e geldim, burada 35 yıllık geçmişimiz var, bu şehri çok seviyorum. Kültürünü geçmişini her şeyini. Kendimizi buraya ait hissediyoruz. Herkesin bir kökeni var. Kimi adalardan kimi kuzeyden, güneyden gelmiş hepimize vatan olmuş. Böyle bakıyoruz olaya.Üniversite ve lise yıllarında amatör olarak Trabzon’da futbol oynadım. Üniversiteyi de Karadeniz’de okudum, KTÜ Makine Mühendisliği çıkışlıyım. Futbolda profesyonel hayatım olmadı, ilgi alanımdaydı. İzmir’e geldikten sonra Karşıyaka’ya yerleştim. Önce Karşıyaka Kulübü’nün üyesi oldum. Orada her kademede çalıştım. Çeşitli yöneticiliklerim, kulüp başkanlıklarım oldu. 2013 yılında başkan vekilliği yaptım, 2015’te de kulüp başkanı oldum. O tarihten sonra çok daha aktif olarak izmir spor hayatının içinde olduk.Bir dönem yaptım başkanlığı. Bunlar arasında en önemlisi ve bugünkü İZVAK’ın temelini oluşturan bazı gelişmeler oldu. Kulüp başkanı olduğumuz dönemde basketbol takımımız Türkiye şampiyonu oldu. 29 yıl aradan sonra Karşıyaka’nın Türkiye Basketbol Ligi’nin şampiyonluğu kısmet oldu. 2015 yılında Avrupa’nın en yüksek ligi olan Eurolig’de basketbol oynama hakkı elde ettik. Bunun için de uğraşlarımız oldu.Karşıyaka-Göztepe rekabetini herkes bilir. O dönemde aynı futbol ligindeydik. Basketbol takımımızın Barselona ile oynadığı bir Eurolig maçı vardı. Ben oraya Göztepe takımının başkanı Mehmet Sebil’i davet ettim. O da bunu kabul etti ve 30 yıl sonra bir Göztepe başkanı Karşıyaka’da bir Karşıyaka maçına geldi. Çok önemli bir andı. Bazı şeyler ordan başladı. Sebil’in bu cesur yaklaşımını hep takdir ettim. Sonra onu yakından tanıdığımda tam da ona yakışan bir davranış olduğuna şahit oldum. O günden bu yana kendisiyle büyük bir dostluğumuz var. Başlangıç oradaydı.Karşıyaka taraftarı da kendisini büyük alkışla karşıladı. O gün Barcelona’yı da yendik. Barcelona’yı yenmek çok öenmli bir aşamaydı bizim için. Çok güzel bir ortamdı… Sonra TSYD, Olimpiyat Kurulu gibi bazı kuruluşlarca da takdir edildi. TSYD’den fairplay ödülü aldık. Daha sonra aynı ligde futbol takımlarımızın seyirci kotalarını kaldırdık ve sınırsız seyirci için tribünleri açtık. Ev sahibi takım taraftaını getirir, misafir takım yüzde 5 oranında gelebilir. Ev sahibi olduğumuz halde, Göztepe-Karşıyaka maçında biz o yüzde 5’i kaldırdık. Her ik takımın taraftarları herhangi bir kota olmadan maça geldiler. Bütün Türkiye’de örnek oluşturdu.2016 yılında Karşıyaka Kulübü‘ndeki başkanlığım sona erdi. Bu temeller üzerinde İZVAK gündeme geldi. 1998’de kurulmuş bir kurum. Gayet güzel başarılı işlere imza atmışıt. Zaman içinde bazı misyonları eskimiş, onların yenilenmesi gerekiyordu. Yeni misyonlarla harekete geçirilmesi konusu gündeme geldik. Araştırdık, baktık, olabilir dedik. 2016 yılında İZVAK’ın yönetimini devraldık.Olumsuz demeyelim, taraftar grupları arasında bir rekabet var. Kulüpler arasında bir rekabet var. Bu sportif bir rekabet, ama zaman içinde daha acımasız nokatalara gelebiliyor. yöneticilerin görevi de bunları sportif rekeabetin dışına çıkmasını engellemek. Sahada sonuna kadar reabet olacak. Bunu kimse aksini söyleyemez. Ama saha dışında rekabetin sportiflik dışına taşması her iki taraf için yıkıcı hale gelebilir. Yine yöneticilerin görevi bu noktaya gelmemesini saplamak.Önce bu çatı altında işbirliği ve dayanışmayı geliştirelim. Daha sonra başka şeyler de olacak. Iki büyük kulübün işbirliğinde attığı temeller vardı, onun üstüne bina etmeye çalıştık. Gayet de başarılı oldu bu girişim. Sonra bu iki kulübün başlattığı fairplay’e diğer kulüpler de eklendi. Altınordu, Menemen, Altay, Bergama, Bucaspor da başka ayakları oluşturunca sağlam temeller üzerinde yeni bir misyonu oldu İZVAK’ın.İZVAK profesyonel futbolla ilgileniyor, o amaçla kurulmuş bir vakıf. Günümüzde futbol büyük bir endüstri. Büyük maddi kaynaklar, tesisleşme gerektiriyor. Her iki konuda da İzmir’deki kulüplerimizin sorunları var. İzmir kulüplerine bakınca 1912’yle 1928 arasında kurulmuş 6 spor kulübümüz var. Bu çok büyük bir zenginlik aslında. Bunlar bizim tarihsel miraslarımız. Tarihten devraldığımız kültür mirası, kent mirası gibi. Hiçbir şehirde geçmişte kökleri olan bu kadar sayıda kulüp yok.1912 Karşıyaka, 1914 Altay kuruluyor. Karşıyaka’nın kuruluşunda Kuvayi Milliyeciler rol oynuyor, Altay’ı İttihat Terakki kuruyor. Altınordu ve İzmirspor, 1923’te, Cumhuriyet’le aynı yılda kuruluuor. Altınordu’Nun ismine bakınca bir anlamı olduğunu görüyorsunuz. 1925’te Göztepe, 1928’de Bucaspor kuruluyor. Yani o dönemin hepsinin bir misyonu var.Altınordu, Türk devletidir biliyorsunuz. Cumhuriyetin ve kurtuluşun getirdiği milliyetçilik dalgasının bir sonucu olarak doğmuşlardır.İzmir kulüplerine baktığınızda sadece spor kulüpleri değil aslında. Çok önemli sosyal kurumlar. Tarihimiz, kent yaşamımız onun içinde. Bununla ilgili bir tarih kurulumuz var, 1870’den başlayarak İzmir’in futbol tarihini yazıyor. Amacımız da bunu belgesel haline getirip kalıcı eser yaratmak. 1870’de İzmir’de futbol başlıyor, 1912’de kulüplerimiz kurulmaya başlıyor. Osmanlı işgal yılları, kurtuluş yılları, Atatürk, Zübeyde hanım (Mezarı Karşıyaka’da), Cumhuriyetin kuruluşu… Yani birçok dönem var içinde. Kulüplerimizin tarihiyle paralel giden birçok dönem var. İzmir’in tarihi, bunlar içinde yazılabiliyor. Sadece futbol diye bakmıyoruz. Bu kurumların yaşatılması gerekiyor.Bir kulüp başkanı her şeyi yapamaz. Yönetim kurulu var, orada kararların uzlaşıyla alınması gerekir. Dışardan bakınca de iyi veya kötü her konuda oranın komutanı kimse sorumluluk onundur. Mesela teknik direktör var, takım yenilince onun kabahati olmaz. Başkan sorumludur. Ancak çok yönlü bir olaydır kulüp başkanlığı. Yaparak öğrenilir, okulu da yok! Ama her şeyi yaparım diye yola çıkarsanız, baştan başarısızlığa mahkum olursunuz. Alkışlar hoşunuza gidiyorsa, başarısızlıkta da eleştirileri kabul edeceksiniz. Kaçınılmazdır.Prensip olarak kulüp yönetimlerine karışmıyoruz. Kulüplerin önünde bir kuruluş değiliz. Sadece onlara gerektiğinde destek olan bir kurumuz. Yönetimsel faaliyetlerinin dışındayız. Para harcayan, seçilmiş, sorumluluk almış insanlara dışardan müdahale etmemiz bir şeyler söyelememiz doğru değil. O bizim kırmızı çizgimizdir. Yönetimsel faaliyetlere asla karışmıyoruz.Paranın olduğu her yerde iyi ve kötü girişimler olabilir. Bunu genellememeli. İzmir için bu anlamda hiçbir yapılanma yok. Hepsi son derece başarılı iş insanları. Kamuya açık olarak çalışıyorlar. Gerek şirket gerek dernek olarak çalışsa da zaten denetime açık kurumlar. Uluslararası anlamda yurtdışında kulüpler satın alınabiliyor. Bir ticari ürün gibi alınıp satılabiliyor. Çok parası olanların böyle heyecan verici bir sektöre yatırım yapmaları çok da tuhaf değil. Spor içinde olimpiyat ruhu, centilmenlik taşıyan bir uğraş alanı. Burada kötü niyetli insanların yatırım yapmaları, ancak iyi niyetli yatırımcıların çoğalmasıyla önlenebilir.İlk başladığımızda ilk hedef statlarımız diye bir sloganımız vardı. İkisi bitti, bir tek ayak kaldı, Karşıyaka! O biterse çok mutlu olacağız. İkincisi, biz 2016’da başladığımızda Süper Lig’de hiç takımımız yoktu. Bu yıl hayallerimize bir adım daha yaklaştık. Türkiye Süper Ligi’nde iki takımımız oldu. Süper Lig’de 3 veya 4 İzmir takımı olması en büyük hayallerimizden biri. Üçüncüsü de, İZVAK’ın daha uzun seneler yaşayabileceği kurumsal bir yapıya kavuşması, kendi gelirlerini elde etmesi ve kulüplere kaynak aktarması. Bunları başarabilirsek ben ve arkadaşlarım çok mutlu olacağız Bu kulüpleri yaşatmamız lazım. Bugünkü endüstrileşmiş futbolun içinde nasıl yaşatacağız? Endüstri ve sporu yanyana kıyunca, olimpiyat ruhuyla ne kadar özdeşleşiyor, bu tartışılır. Bu ayrı bir konu. Bir de gerçeklik var, para olmadan bunları yapakazsınız. Biz 2016’da başladığımızda ilk hedef olarak stadyumlarımızın inşa edilmesini koymuştuk. Çünkü İzmir’de Alsancak Stadı 100 yıllıktı. Atatürk stadı var, şu anda faal durumda, 1970’de yapılmış. Göztepe ve Karşıyaka’nın yüz yıllık spor alanları. Günümüz şartlarında yapılmadığı takdirde bu kulüplerimizi ayağa kaldıramayacağımızı hepimiz biliyorduk. Önce oralar için projeler hazırlandı. Nitekim Göztepe ve Alsancak bitti. İnşallah Karşıyaka’yı bitirmeyi hedefliyoruz. Stadyumlar sadece 22 kişinin bir topun peşinden koştuğu alanlar gibi görürsek yanılırız. Oralar şehrin en büyük sosyal alanı. İnsanlar orada bir araya geliyorlar, sosyalleşiyorlar, kültürlerini paylaşıyorlar, tuttukları takımın arkasından tek yürek olabiliyorlar. Siz maça gelen insanlara, çocuklarımıza, eşlerimize, kızlarımıza medeni bir ortam sunmadığınız zaman gelemiyorlar. Birincisi bu takımlarımızı, kulüplerimizi yaşatmak için tesislerimizi desteklemek gerekiyordu. İşin yüzde 70’i bitti, diyebiliriz. Diğer yandan her kulübümüz çok değerli. Bundan hiç şüphemiz yok. Ama bir araya geldiklerinde, tek tek olduklarında çok daha fazla ağırlıkları var. Birlikte hareket ettiklerinde çok daha fazla artı değerleri olur. Nitekim geçen yıl, Folkart firması bütün kulüplerimizin ortak sponsoru oldu. Şartı hepsinin bir arada olmasıydı. Göztepe olmazsa veya Altay olmazsa hiçbirine giremem demişti.Hiçbir sponsor para vereceği yerde kavga gürültü istemez. Başarı ister, huzur ister. Kulüpler birbirleriyle kavga ederse sponsorlarımız taraf olmak istemezler. Birini kazanırken diğerini karşısına almak ticari olarak akıllıca bir yaklaşım olmaz. Ama bütününe gittiğin zaman bütün şehri kucaklamış olur. Sponsorlarımızla masaya oturunca diyoruz ki, biz İzmir’in profesyonel futbol anlamında tamamını temsil ediyoruz. Karşımızdaki mutlu oluyor. Artık huzursuzluk olmayacak, kimseyi karşısına almayacak. Biz bunu sağlıyoruz.Şu anda yerel kulüpler birliği anlamında ilk ve tekiz. Türkiye Kulüpler Birlği ayrı. Şehir anlamında ilkiz. Son günlerde Karadeniz Kulüpler Birliği oluştuğunu biliyoruz.Kulüplerimize faydalı olacak her yapının içinde oluruz, işbirliği yaparız. Gerek yerel yönetim, gerek merkezi yönetimle, Spor Bakanlığımızla, siyasi temsilcilerimizle son derece iyi ilişkiler içindeyiz. Bakanlığımız çok büyük yatırımlar yapıyor, stadyumlarmızı yaptı. Gönülden teşekkür ediyoruz. Diyaloglarımızı geliştiriyoruz, yeni işbirlikleri yapıyoruz. Kesinlikle siyasetin dışındayız, ama siyasetle her türlü işbirliğini yapıyoruz. Ortak paydamız kulüplerimize yarar sağlamak. Bu kulüpler sadece spor kulübü değil, kentn çok önemli değerleri.

Kerim Küçük.