TFF İzmir İl Temsilcisi Gürhan Aksu atandı.
Kerim Küçük.
İzmir Sporu Haberleri
TFF İzmir İl Temsilcisi Gürhan Aksu atandı.
Kerim Küçük.
UEFA Avrupa Ligi Son 16 Play-Off Turu ilk maçı Yarın 20.45 Dinamo Zagreb-Genk Hakem Halil Umut Meler Düdük Çalacak. Yardımcı Hakem Abdullah Bora Özkara ve İbrahim Çağlar Uyarcan Olacak. 4.Hakemi Cihan Aydın AVAR Onur Özütoprak Görev Alacak.
Kerim Küçük.
Karşıyaka Teknik Direktörü Burhanettin Basatemür:Ben futbola Turgutlu’da başladım. Uzun yıllar Turgutluspor’da oynadıktan sonra 25 yaşında futbolu bırakıp çok erken bir yaşta sevdiğim bir işe antrenörlüğe başladım. Tabi o arada BESYO okuyordum Celal Bayar’da, onu da bitirdikten sonra Turgutlu’da alt yapısında 10 yıl antrenörlük. Sonrasın da 2. ligde 7 sezon orada çalıştım. Daha sonra bir ara verdim ama Soma’da 5 yıl çalıştık. Geçen yıl Menemen, bu yılda Karşıyaka’mıza geldik. Bu yola çıkarken planlamalar baştan yapılmıştı; çünkü şartlar, maddi imkânlar ve kulübün durumu belliydi. Amacımız, bu sınırların dışına çıkmadan kulüp adına neler yapabileceğimizi ortaya koymaktı. Bu nedenle sezon başında borçlanmamak, genç oyuncu yetiştirmek ve ligden çıkmak olmak üzere üç hedef belirledik. Bugün geldiğimiz noktada bu üç hedef de hâlâ önümüzde duruyor ve gerçekleşme ihtimalleri yüksek. Üçüne de aynı ölçüde önem veriyoruz; bizim için birbirinden daha az ya da daha fazla değerli değiller. Zaman zaman transfer yapmak istediğimiz anlarda, örneğin son günlerde kulübe gelen bir transfer yasağı gibi beklenmedik durumlarla karşılaşabiliyoruz ve planladığımız adımları durdurmak zorunda kalabiliyoruz. İşte kulübün bu tür sıkıntılar yaşamaması için bu üç hedefi belirledik. Hepsi bizim için eşit derecede önemli ve bu doğrultuda ilerlemeye devam ediyoruz. Adem Yeşilyurt’i A takıma dahil ederken oyun yeterliliğini, oyun zekâsını, agresifliğini, isteğini ve savunma yönünü gördük. Altyapıdan çıkan 8-10 oyuncuyla birlikte gelmişti ve fiziksel olarak en zayıf isimlerden biriydi. Ancak buna rağmen çok önemli özelliklere sahipti. Bu süreçte hem beslenme hem de fiziksel gelişimi üzerine özel olarak çalıştık. Fırsat buldukça, diğer genç oyuncular gibi ona da forma şansı verdik ve bu şansı iyi değerlendirdi. Adem Yeşilyurt’i diğerlerinden ayıran en önemli yönü oyun zekâsı ve savunma katkısı. Ayrıca çok yönlü bir oyuncu; sağ kanatta sol ayağıyla oynayabiliyor, forvet arkasında ya da sol tarafta görev alabiliyor. Farklı bölgelerde oynayabilmesi onun önemli artılarından biri. Önemli olan, bu çizgiyi bozmadan, “oldum” duygusuna kapılmadan gelişimini sürdürmesi. Biz de bu süreçte ona destek olmaya devam edeceğiz. Evet yani sporcu kazanmak kolay değil. Genç oyuncu kazanmak hiç kolay değil. Bu sabrı göstermemiz gerekiyor. Ben söyledim bazen maç kaybettik dedim belki bu yolda, bu uğurda maç kaybedeceğiz ama oyuncularımızı kaybetmeyeceğiz. Önemli olan onları kazanırken o şekilde davranmak gerekiyor. Türkiye’de böyle bir alışkanlık vardı. Maç 4-0 olduğunda genç oyuncuları oyuna atarlardı. Bu şekilde genç oyuncu yetişmez. En önemli maçında ilk 11 başlayabiliyorsan genç oyuncu ile o şekilde kazanabilirsin o oyuncuları. Hata da yapsınlar. Yapacaklar da yol uzun bir süreç. Buna sabır göstermek gerekiyor. Hem kulüp olarak hem biz sabrı gösteriyoruz, özgüven aşılayabilmek önemli tabi futbolun birinci kuralı özgüvendir. Yani özgüvenle oynamak, yapabileceğine inanmak, başarabileceğine inanmak çok önemli. Oyuncularımıza o özgüveni zaten mümkün olduğu kadar vermeye çalışıyoruz. Onlar da zaten karşılığını veriyorlar. İkinci yarıda alınan sonuçlar hepimizi üzdü. Bu süreçte yaşanan düşüş futbolda zaman zaman olabiliyor ancak biz bu dönemi istemediğimiz şekilde yaşadık. En çok üzülenlerin futbolcular ve bizler olduğunu herkes bilmeli. Taraftarın beklentisi sezon başında bu noktada değildi ama takımın performansı beklentiyi yükseltti. Bundan rahatsız değiliz. Tepkiler de doğal; hakaret ve küfür olmadığı sürece eleştiri olur, bunu anlayışla karşılıyoruz. Önemli olan bu tepkilerin yıkıcı olmaması ve takımın psikolojisini olumsuz etkilememesi. Tüm çabamız süreci hızlıca atlatmak üzerine. Kötü bir dönem geçirdik ama geride bırakmak zorundayız. Geçmişe takılmadan, önümüzdeki hedeflere odaklanarak yolumuza devam etmeliyiz. Sezon başında belirlediğimiz bütçe çerçevesinde çok iyi bir takım kurduk ve oturmuş bir oyun düzeni yakaladık. Her şey yolunda giderken, ligin 10. haftasında bahis olaylarının açıklanmasıyla hiç beklemediğimiz bir durum yaşandı. Normalde sezon sonunda açıklanabilecek, yıllar önce yapılmış bir hatanın ligin ortasında gündeme gelmesi tüm takımları etkiledi; sadece biz değil.
Ancak fark şurada ortaya çıktı: Bizimle yarışan bazı takımlar etkilenen oyuncuların yerine maddi sorun yaşamadan transfer yapabildi. Bizim içinse devre arasında bir oyuncuya 5 milyon, hatta bazı kulüplerin verdiği gibi 10 milyon ödeme yapmak mümkün değildi. Çünkü biz böyle bir kulüp değiliz. Gelirimiz, bütçemiz ve harcayabileceğimiz para belli; bunun dışına çıkma şansımız yok. Çıktığınız anda da bugün yaşadığımız gibi transfer yasağı gibi sorunlarla karşılaşıyorsunuz.
Kulübün geleceğini borç altına sokmamak adına gerçekçi davranmak zorundayız. Bu nedenle amatör liglerden ve yakından tanıdığımız genç, yetenekli oyunculara yöneldik. Süreç ilerledikçe ne demek istediğimiz daha net anlaşılacaktır. Etkilenme oranımız belki diğerlerine göre daha fazla oldu ama bundan şikâyetçi değiliz. Maddi şartları bilerek ve isteyerek buradayız. Tek amacımız, oyuncularımızla birlikte bu kulübe hizmet etmek ve kulübü hak ettiği noktaya taşımak. Bunun dışında bir beklentimiz yok; önümüze bakıyoruz. Adem Yeşilyurt’in gelişiminde şu an en kritik başlık, kısa sürede hiç konuşulmazken bir anda Türkiye’nin gündemine gelmesi. Burada asıl mesele, onun bu ilgiyi nasıl karşıladığı ve buna nasıl tepki verdiği. Bu durum ister istemez oyuncuyu etkileyebiliyor ve oyunda bazı değişimler yaratabiliyor. Oysa önemli olan, bu atmosferden etkilenmeden daha önce nasıl çalışıyorsa aynı antrenman temposu ve zihinsel disiplinle yoluna devam etmesi.
Kendisini “oldum” noktasında görmesi en büyük risk olur; çünkü gelişim hâlâ sürüyor ve sürmek zorunda. Bu süreçte Adem Yeşilyurt’in çok daha fazla çalışması gerekiyor. Aşırı övgüler çalışma temposunu düşürürse geleceği olumsuz etkilenir. Biz de bunu engellemeye çalışıyoruz. Neyse ki karakteri güçlü, tepkileri olumlu. Birlikte ona destek olmaya devam edeceğiz. Sürdürülebilirlik daha zor maalesef. Bugün kulübün burada olmasının en büyük sebeplerinden biri bu. Doğru bir hedef, doğru bir planlama yapılmadığı için ve her yıl spontane bir şekilde değiştiği için ve hedefler, amaçlar, bütçeler çok sık değişti. Oyuncu kadroları, teknik kadroları, yöneticiler çok sık değişiklikler oluyor. İstikrarın gelmesi çok zor olmuş kulüpte. Aslında bu yolda sabredilirse bu yolun sonu başarı. Ama sabır önemli. Gelecekle ilgili hiç plan yapan bir insan değilim. Geleceğin nasıl geleceği belli değil. Ya da gelecek geldiğinde biz olacak mıyız o da belli değil. O yüzden bugünü ve bu anı çok iyi değerlendirmeliyiz. Şu an buradayız çok mutluyuz. Başka düşüncemiz yok. Burada amacımız yapabildiğimizin en iyisini en maksimum seviyesinde yapmak. Bunu yaptığımızda bu bize doğru işler yaptıysak başka kapıları açacaktır. Yani ne geçmişe takılma ne de gelecekle ilgili sıkıntıya sokmaya gerek yok. Gelmeyen bir şey için sıkıntıya girmeye veya düşünmeye gerek yok. Burada işimizi iyi yapmaya, doğru yapmaya odaklanmamız en doğrusu. Dedi.
Kerim Küçük.
Yağız Sabuncuoğlu İddialara Göre:Fenerbahçe ve Karşıyaka, Adem Yeşilyurt transferi için anlaşmaya vardı. Milli Takım kampında olan Adem Yeşilyurt’a teklif yapıldı, transferin tamamlanması için oyuncunun cevabı bekleniyor! Adem Yeşilyurt transferinin anlaşma detayları:500 Bin Euro (25 Milyon TL) bonservis bedeli %25 pay Kiralık Oyuncu Topuk Yaylası’nda kamp Yer Aldı.
Kerim Küçük.
İzBB Başkanı Cemil Turgay:“Buranın projesiyle ilgili çalışan mimar şu an çalışıyor. En kısa zamanda mimari projesi tamamlanmış olacak. Ruhsat alacağız ve ihalesini yapacağız. Bu dönem içinde bitirip Karşıyaka halkına teslim etmek istediğim tesis. Kurulan kaleye ilk topu ben vuracağım ve golü atacağım. İsmi Zübeyde Hanım Stadı olacak. Karşıyaka Zübeyde Hanım stadı geliyor” Müjde Verdi.
Kerim Küçük.
Karşıyaka Milli Futbolcusu Adem Yeşilyurt 9 Eylül Gazetesi’nde Konuştu.
Adem Yeşilyurt:”Sırtımı arkaya verip içeri girdiğimde tüm yeteneklerimi sergileyebiliyorum” “Orada herkes üst düzey takımlardan geliyor ve oyun bilgisi çok yüksek. Bu yüzden antrenmanlar ve maçlar çok daha keyifli geçiyor. İlk maçımda gol atmak ve babamın yüzündeki o gururlu tebessümü görmek benim için paha biçilemezdi” “Futbolda gelişmek istiyorsanız eninde sonunda konfor alanınızdan çıkmak zorundasınız. Dil sorunu 6 ayda çözülür, önemli olan hedeflere yürümek” “Diyebilirim, belki ondan daha iyisi” Dedi.
Kerim Küçük.
Göztepe, son altı aylık süreçte transfer gelirleriyle dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Sarı-kırmızılılar, yaz transfer döneminde yıldız oyuncusu Romulo’yu RB Leipzig’e 20 milyon euro bonservis bedeliyle satarak önemli bir gelir elde etti. Göz-Göz, sadece altı ay önce yani Ocak 2025’te Romulo’yu 5,3 milyon euro ödeyerek Athletico Paranaense’den transfer etti.
Kış transfer döneminde de satış politikasını sürdüren Göztepe, genç oyuncusu Junior Olaitan’ı Beşiktaş’a 5+1 milyon euro bedelle gönderdi. Olaitan’ın bonservisi için İzmir ekibi, yaz transfer döneminde Fransız temsilcisi Grenoble Foot 38’e 800 bin euro ödedi.
Göztepe, Ocak 2025’te 1 milyon 780 bin euroya sattığı Emersonn’u altı ay sonra Toulouse’ye 3 milyon 200 bin euroya sattı.
Bununla yetinmeyen İzmir temsilcisi, forvet Juan için Lille’in yaptığı 15 milyon euroluk ilk teklifi geri çevirerek oyuncunun transferi için 20 milyon euro istedi. Göztepe bu futbolcu için yazın Southampton kulübüne sadece 900 bin euro ödedi.
Göztepe’nin yeni transferi ise Pah Franck Gouhon isminde 19 yaşında bir ön libero oldu.
Kerim Küçük.
İZVAK:“KENT İÇİN YÜK DEĞİL, ORTAK DEĞER…”
Yönetim Kurulumuz, “Spor Kulüplerinin Kent Değeri Olarak Konumlandırılması”na ilişkin bir “Vizyon Metni” yayınladı…
—-—-//———
SPOR KULÜPLERİMİZ İÇİN FİNANSAL OLMAYAN DESTEK MODELLERİ…
İzmir futbol kulüpleri için 2025 – 26 sezonu, sportif sonuçlar açısından arzu edilen tabloyu henüz ortaya koymamış olabilir.
Ancak bugün yaşanan sorunları yalnızca sahaya, teknik kadrolara ya da anlık performanslara indirgemek, sorunun özünü gözden kaçırmak olacaktır.
Bizce asıl sorun; uzun yıllardır biriken ve artık yapısal hale gelen ekonomik kırılganlıklar, buna bağlı yönetimsel eksiklikler ve en önemlisi de spor kulüplerimizin kent vizyonu, tanıtımı ve ekonomisiyle yeterince entegre edilememesidir.
Oysa spor kulüplerimiz, yalnızca destek bekleyen yapılar ve sportif organizasyonlar değil, doğru modellerle ele alındığında kent markasına, tanınırlığına ve ekonomisine olağanüstü katkı sağlayabilecek çok önemli aktörlerdir. Kulüplerimiz, kentimizin en güçlü sosyal kurumları ve ortak hafızasıdır.
Ne var ki bu büyük potansiyel, sporun paydaşları ve kent karar mekanizmaları tarafından yeterince fark edilmemiş ve bütüncül bir bakışla değerlendirilmemiştir.
Bu yaklaşım eksikliği, sponsorluk ilişkilerinden yatırım talebine, kentin dış algısından iç motivasyonuna kadar uzanan zincirleme bir değer kaybına yol açmaktadır.
Dünyada sporun ve özellikle futbolun kent değeri üzerindeki etkisini doğru okuyan şehirler, kulüplerini bir yük olarak değil, kentlerinin lokomotifi olarak konumlandırmışlardır.
Bu kentler, sporun (özelinde futbolun) yarattığı görünürlük ve marka gücünü, turizmden ticarete, kültürden yatırıma uzanan geniş bir etki alanına dönüştürmeyi başarmıştır.
İzmir olarak, spor kulüplerimizin varlığı ile eşsiz bir hazineye sahibiz. Ve bu hazine, bugün her zamankinden daha fazla ilgiye, korumaya ve akılcı destek modellerine ihtiyaç duymaktadır.
Bu noktada yapılması gereken, konuyu yalnızca “ekonomik yardım” başlığına sıkıştırmak değildir. Aksine, böyle bir yaklaşım sorumluluğu daraltır ve olayın gerçek değerini küçültür.
Özellikle iş dünyasının da zorlu ekonomik koşullardan geçtiği bir
dönemde, finansal katkının ötesinde onlarca farklı destek modeli mümkündür.
Veri ve bilgi paylaşımı, iletişim gücü, ortak ağlar ve projeler, görünürlük, iş birlikleri, bu alanlardan yalnızca birkaçıdır.
Başarılı dünya örneklerinden öne çıkanlar, ufuk açıcıdır.
Barcelona, yalnızca bir futbol kulübü değil, Barcelona kent markasının taşıyıcısıdır. Kulüp; turizm, kültür, tasarım ve şehir pazarlamasıyla bilinçli biçimde entegre edilmiştir. Kent, kulübü “desteklenen” değil, “marka ortağı” olarak görür.
Dortmund, bir kentin yeniden ayağa kalkmasında simge rol oynamıştır. Kulüp – kent – iş dünyası ilişkisi son derece bilinçli ve katılımcıdır. Stadyum ve maç günleri, yerel ekonominin can damarlarından biridir.
Manchester, futbolu, tek kulüp üzerinden değil, United ve City organizasyonları üzerinden bir ekosistem olarak ele alır. Spor, kent için sürekli değer üreten bir sektör haline gelmiştir. Bu iki kulüp, kentin küresel yüzleridir. Kent tanıtım dili ile kulüplerin dili bilinçli olarak örtüştürülmüştür.
İzmir’de çok kulüplü yapı bir dezavantaj değil, City ve United örneğinde olduğu gibi doğru kurgulandığında en büyük güçtür.
İzmir kulüpleri, İzmir’in çoğul kimliğini ve tarihsel derinliğini temsil ederler. Bu potansiyel, kent hikayesine sistemli biçimde eklenmelidir.
Finansal Olmayan Destek Modelleri İçin Somut Öneriler:
Yerel Yönetim, kulüpler, iş dünyası ve üniversitelerin yer aldığı düzenli bir ortak akıl masası kurulabilir ve sporun, kent ekonomisine katkısının düzenli olarak ölçülmesi ve raporlanması sağlanabilir.
Bunun ilk örneği ve metodolojisi; “İZVAK – İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliği” ile hayata geçirilen “İzmir Futbol Kulüplerinin Kent Ekonomisine Etki Araştırması“ adlı çalışma ile geliştirilmiş ve sonuçları ortaya konmuştur.
Bugünün koşullarında destek sadece para değildir. Kulüplerin, kent iletişim kanallarında sürekli görünürlük kazanmaları ve turizm, kültür ve festival takvimlerine entegre edilmeleri, sponsorların, karar aşamalarında kolaylaştırıcı etki sağlayacaktır.
İzmir, yalnızca tarihsel ve kültürel mirasıyla değil, spor ve özelinde futbol geleneğiyle de Türkiye’nin en özgün ve özel şehirlerinden biridir.
Her biri farklı bir sosyolojiden doğmuş, fakat aynı kent kimliğini paylaşmakta olan spor kulüplerimizortak kent mirası olarak görülmeli , korunmalı ve gelişimleri desteklenmelidir.
Kulüplerimizi dışarıda bırakan, gelişmelerini desteklemeyen bir vizyon planı, kentin fiziksel altyapısını planlarken ruhsal altyapısını göz ardı ediyor demektir.
Bir kentin vizyon planı, sadece yolları, binaları değil, insanların tutkularını, aidiyetlerini, kimliğini ve kimliğini ifade edebildiği sosyal yapıları da tasarlamalı, kulüplerin gelişim vizyonlarına uygun planlama alanları oluşturulmalıdır. Yeni nesil “Spor Kampüsleri” ve çok amaçlı tesisler, kentin sosyal merkezleri haline gelmelidir.
Bu alanların belirlenmesinde mutlaka kulüplerimizin görüşü alınmalı, kulüplerimizin sosyal ve toplumsal gücünden faydalanılmalıdır.
Bu planlama vizyonu, “spor kenti” olma iddiasının temel altyapısı olacaktır.
Tek kulüp – tek sponsor yerine, “Kent markası + Spor + Ticaret” odaklı çok paydaşlı modellerle sponsorun yalnızca logo değil, “kentin hikâye ortağı” olmasını sağlayacaktır.
Kulüplerin tarihinin, müzelerden dijital arşivlere taşınması, genç kuşaklarla bağ kuracak anıprojeleri, sporun sosyal yönünün güçlendirilmesiile daha görünür olacaktır.
İZVAK olarak bakış açımız nettir. Bu sorun yalnızca kulüplerin sorunu değildir. Ortak akılla ve doğru bir vizyonla herkesin kazanacağı modeller kurmak mümkündür.
Sonuçta; “Kulüpler kazanır, Kent kazanır, İş dünyası kazanır, İzmir kazanır”.
Bu konuda, öncelikle İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Kalkınma Ajansı liderlik ve sorumluluk üstlenmelidir.
İzmir spor kulüpleri olarak bizler de; bu konuyu,sportif rekabetin çok ötesinde bir kent değeri, bir ortak sorumluluk alanı ve gelecek yatırımı olarak görmeye ve bu vizyona katkı koymaya hazır olduğumuzu belirtiyoruz…
İZVAK YÖNETİM KURULU Dedi.
Kerim Küçük.
Altay Instagram Hesabında Yeni Teknik Direktör Mehmet Cem Karagöz Olduğu Duyurdu.
Kerim Küçük.
Altay Kulüp Başkanı Sinan Kanlı:Sevgili Büyük Altaylılar;
Teknik Direktörümüz Yusuf Şimşek, dün kendilerine ödeme yapılmaz ise Eskişehirspor müsabakasına çıkmayacaklarını tarafımıza bildirdi.
Kendisine, ödeme niyetinde olduğumuzu ancak deplasman masrafları, takımdaki oyuncularımıza ve kulüp çalışanlarımıza da ödeme yapılması gerektiğini, bu sebepten dolayı en erken Eskişehirspor müsabakası sonrasında, hafta içerisinde ödeme yapılabileceğini belirttik.
Ne yazık ki Teknik Direktörümüz bu konuda kararlı olduğunu tekrarladı.
En çok yadırgadığım konu ise zamanlamanın son derece manidar olmasıdır.
Evet, kişiler çalıştığı yerden memnun olmayabilirler, ayrılmak isteyebilirler, hedeflerini değiştirmiş olabilirler; fakat FIFA’dan -6 puan tenzili cezası geldiği gün ve Eskişehirspor müsabakasının arifesine denk getirilmesi, hoş karşılanabilir bir durum değildir.
Sayın Yusuf Şimşek’i, yer yer fikir ayrılıklarımız olsa da galibiyetlerinde ve hatta iyi mücadele ortaya konulan mağlubiyetlerde bile takdir ettik. Mağlubiyetlerine yol kazası dedik, arka çıktık. Kendisine olan bakış açımız ve iyi niyetimiz her şeye rağmen hiç değişmedi.
Yaşananları genel olarak değerlendirdiğimizde, önümüze getirilmiş olan tablonun çok yakışıksız olduğunu düşünüyorum. Bir grup antrenörün bir miktar para almaması sebebiyle, koca bir kulübün kaderiyle oynanmış olmuyor mu?
Bu kulübün futbolcularına, taraftarlarına ve armasına en azından manevi bir borç hissediyor olmalı ve sorumlu davranılmalıydı.
Geldiğimiz noktada, her iki tarafın faydasına olacak bir durum kalmadığından ve ödeme yapılsa dahi aynı ekibin, “vicdanen eşit davranmak adına” kulüp bünyesinde artık eskisi gibi görülemeyeceğinden dolayı, Teknik Direktör Yusuf Şimşek’in ayrılma ısrarına karşılık verdik; kendisi ve ekibiyle yollarımızı ayırdık.
Bu yol ayrılığını gerçekleştirirken, Sayın Yusuf Şimşek ve ekibinin kulübümüzden herhangi bir alacağı bulunmadığı da imza altına alınarak sözleşmeleri sonlandırılmıştır.
Kendisine ve ekibine, çıktıkları bu yolda muvaffakiyetler diliyorum.
Şu an itibarıyla Eskişehirspor maçına odaklanmış durumdayız. Ne Yusuf Şimşek’in gidişi ne de benim gidişim, asla ve asla Altay’ı sarsmaz; sahaya karakter koyan ve terinin son damlasına kadar savaşan futbolcularımızın motivasyonunu düşürmez.
Futbolcularımız, tarihi sorumluluklarının bilinciyle Büyük Altay’ın kurtuluş savaşında çarpışmaya devam ediyorlar.
Özellikle belirtmek isterim ki kimse Altay’ın üzerinde değildir ve Büyük Altay, kişiler özelinde hareket etmeyerek yoluna devam edecek duruşundan taviz vermeyecektir.
Saygılarımla. Dedi.
Kerim Küçük.