Karşıyaka Kulüp Başkanı Aygün Cicibaş istifa nedenlerini Yenigün Gazetesi’nde açıkladı

Karşıyaka Kulüp Başkanı Aygün Cicibaş:“Ben ve yönetimdeki arkadaşlarımız kulübümüze kayyum gelmesin diye kimse bu yükün altına girmezken girdik. Aday olup zırt pırt çekilmedik. Göreve gelmememizin sebebi bir yönetim çıkarsa onlara vakit kazandıralım diye ama çıkmadı. Nasıl yaparız diye düşünmeye başladık. O sırada personel maaşları 4 ay geriden geliyordu ve tesislerde yemek çıkmıyordu. Futbol için en fazla 2-3 transfer yapabilecek bütçe yaratabildik. Azat Bey ve Cenk Bey önderliğinde futbol için destek geldi. ‘Futbolu düşünme biz yapacağız, sen diğer yerlere odaklan’ denildi. Bu çok önemli bir yaklaşımdı bizim için. Basketbola da destek vereceğiz denildi ve yola çıktık. Futbolda çalışan maaşları karşılanmadı, tesis giderleri karşılanmadı. 3-4 prim karşılandı. Onun dışındaki tüm giderler ana kasadan halledildi. Kasım ayı ortasına kadar tesis giderleri şahsım tarafından 6 ay boyunca karşıladı. Aylık 600-700 bin TL arasındaki tesis giderleri, çalışan maaşları, futbol sabit personel maaşları ve transfer yasağı hepsi kulübün ana kasasından karşılandı. Bugün gelinen noktada futbolda peşinatlardan 9 milyon TL’ye yakın borç var” Basketboldaki bütçe olayını söylemekten yoruldum ve artık utanıyorum. Basketbol takımımızın iki bütçesi var. FIBA’da ötelenen ve bugüne gelen borçlar ile sahada mücadele eden takım. Veran Cery’nin 1.350.000 dolarlık dosyası içi günlerle konuşulacak bir konu. Bugüne kadar borçsuz getirdik. Ancak bitti tek başıma bu kadar oluyor. Ben başkaları gibi değilim. Borcum olan kişiden iş isteyemem. Çay isteyemem utanırım. O yüzden bugün itibari ile ödeme yapamayacağım, kaynak bulamayacağım yere faydalı olamayacağım yerde durmanın anlamı yok. Ne başka sevdam ne de ticari beklentim var. Benim işim gücüm belli. Ne komisyoncuyum ne de bürokrat olma veya siyasi kariyer yapma hedefim var. Piyasada ismim duyulsun derdimde yok. Benim için Karşıyaka Spor Kulübü, iki evladımdan sonra gelen evladım. İnsan evlatlarına zarar gelmesin diye mücadele ederse bende öyle mücadele ettim. Kulübün 1 TL’sini boşa harcatmamak için çaba harcadım. Adem Yeşilyurt konusuna gelince. Trabzonspor, Adem Yeşilyurt için 500 bin dolar önerdi. Teklif sonra 600 bin dolar ve sonraki satıştan yüzde 10 pay önerildi. 600 bin dolar bonservis bedeli ise 12 ayda ödemeyi önerdiler. Fenerbahçe ise 200 bin dolar önerdi. Adem Yeşilyurt’i Acun Ilıcalı, Hull City’de oynatmak istiyordu. İngiltere’deki kulübün transfer yasağı olduğu için Adem Yeşilyurt’i Maribor’a alıp oradan Hull City’nin transfer yasağı bitince alacaktı. Adem Yeşilyurt’in bonservisi için 750 bin Euro alınacaktı. Futbol, basketbol ve voleybola kaynak olacaktı. Bu gelir sezon sonunu getirmemiz için büyük bir kaynak olacaktı. Adem Yeşilyurt, Hull City ve Fenerbahçe’ye giderse 2.5 milyon Euro garanti ücret başka bir kulübe satılırsa yüzde 40 pay alınacaktı. Ancak basında çıkar açıklamalar, sosyal medyada gerçeği yansıtmayan konuşmalar nedeniyle bu konu da askıya alındı. Ben başkası değilim, ben taraftarım ilk önce. Karşıya için yine tribünde yerimi alırım yine kongreye giderim başkaları gibi oyuncağı elinden alınmış gibi küsmem ama yapacaklarım sınırlı ve bitti. Verilen sözler yapılmadı ve yüzden kalamam. Kalmamın kimseye faydası yok.  İstifamı açıklamanın dün kaybettiğimiz basketbol maçıyla alakası yok. Dün galipte gelseydik ben istifamı açıklayacaktım. Çünkü artık yalanlardan sıkıldım. Havada kalan sözlerden sıkıldım. Son dönemde elinden geleni yapan İlker Ergüllü’ye de teşekkür ediyorum. Ben doğrumla yanlışımla elimden geleni yaptım ancak buraya kadar. Dedi.

Kerim Küçük.

Karşıyaka’da Şok İstifa

Karşıyaka Kulüp Başkanı Aygün Cicibaş İstifa Ettiği İddia Etti. İstifa Gerekçesi gerekli desteği görmediği Kulüp için yapılan SMS kampanyasına gerekli desteğin gelmemesi Ve Adem Yeşilyurt transferinin eleştirilmesi Yer Aldı. Karşıyaka tüzük gereği seçim kararı alması gerekiyor.

Kerim Küçük.

Günün Yazısı:BİR LİG, İKİ DÜNYA

Göztepe – Fenerbahçe bütçeleri üzerinden Süper Lig gerçeği.
Süper Lig’e “lig” diyoruz ama gerçekte aynı sahada oynayan iki ayrı ekonomik evrenden söz ediyoruz.
Bir tarafta milyarlarla ifade edilen bütçeler, öbür tarafta ayakta kalma mücadelesi veren kulüpler…

Bugün bu farkı iki isim üzerinden konuşalım:
Göztepe – Fenerbahçe

Rakamlar konuşsun

Türkiye Futbol Federasyonu’nun belirlediği harcama limitleri bile tek başına tabloyu anlatmaya yetiyor:
• Fenerbahçe: Yaklaşık 6 milyar TL
• Göztepe: Yaklaşık 1 milyar TL

Arada 6 kata yakın bir fark var.
Bu, “daha iyi kadro” meselesi değil; bu, başka bir lig oynama meselesi.

Bir de futbolcu maaşlarına bakalım:
• Fenerbahçe: Yıllık 100 milyon Euro’nun üzerinde
• Göztepe: Yaklaşık 8–9 milyon Euro

Yani Fenerbahçe, bir sezonda, Göztepe’nin 10–12 yılda harcayacağı futbolcu maaşını ödüyor.

Cevap sahada değil.
Cevap bütçede.

Dedik ya; bütçelerde 6 kat fark var.
Fenerbahçe’nin bir yılda ödediği futbolcu maaşı,
Göztepe için 12 yıllık futbolcu maaşına eşit.

Ve bütün bunlara, hakemlerin koruyup kolladığı düzenin gölgesi de eklenmişken…

İzmir’in takımı Göztepe, İstanbul’da söke söke bir puanı alıp dönüyor.
Hatta galibiyeti kaçırdığına hayıflanıyor.

Dahası…
Bu bütçe farkına rağmen ligde tablo ortada; Fenerbahçe: 43 puan ile ikinci sırada, Göztepe 36 puan ile dördüncü sırada.

Bu tablo tesadüf değil.
Bu, aklın, emeğin ve inancın tablosu.

Göztepe’nin mücadelesi, Fenerbahçe’yi yenmekten çok daha fazlası. Bu, sisteme karşı ayakta kalma mücadelesi.
• Altyapıyla direnmek
• Akıllı transferle tutunmak
• Borca batmadan ligde kalmak

Geçmişte her sezon “kümede kalmak” hedefiyle başlayıp,
tribünde “şampiyonluk” hayali kuran, Avrupa yolunu zorlayan bir şehirle yürümek…

Teknik adamından futbolcusuna,
vefalı taraftarından yönetimine kadar Göztepe camiasının tamamı alkışı hak ediyor.

Bu kolay bir hikaye değil.
Ama gerçek bir hikaye.
Birliğin, başarının ve bir kentin hikayesi.

Asıl soru şu

Bu lig gerçekten rekabetçi mi?
Yoksa her sezon başında sonucunu aşağı yukarı bildiğimiz
bir senaryoyu mu izliyoruz?

Eğer bütçe farkları bu kadar açıksa…
Eğer büyükler her yıl daha da büyürken, diğerleri hayatta kalma mücadelesi veriyorsa…

O zaman mesele futbol değil,
ekonomik adalet meselesidir.

Son söz

Fenerbahçe’nin bütçesiyle şampiyonluk kovalamak elbette başarıdır.
Ama Göztepe’nin o bütçeyle ligde kalması, yetmeyip Avrupa hedefini önüne koyması, en az o kadar büyük bir başarıdır.

Ve belki de bu yüzden
bazı galibiyetler tabelada değil,
onur hanesinde yazılır.

Göztepe, bu onurlu mücadelesini
taraftarının içeride, dışarıda verdiği büyük destekle sürdürüyor.

Yazıyı, Göztepe’nin fanatik taraftarı,
Emekli Tekel Bölge Müdürü Niyazi Şehitlioğlu abimin sözüyle bitirelim:

“Yürü be Göztepe!”

Kaynak Atila Sertel Son Mühür

Kerim Küçük.

İZTO Başkanı Mahmut Özgener’e TMOK görevi

İzmir Ticaret Odası Instagram Hesabında İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Yönetim Kurulu Üyesi Atandığı Duyurdu. Daha Önce TFF Başkanı Görevini Yapmıştı.

Kerim Küçük.

İZMİR SÜPER AMATÖR’DE PLAY-OFF’LARA KALAN TAKIMLAR BELLİ OLDU

A Grubu:Asarlıkspor 34 Puanla Lider, Menemen Koyunderespor 33 Puanla 2.Sırada Play-Off Oynamaya Hak Garantiledi.

C Grubu:Yamanlar Esenspor 47 Puanla Bayraklı 1954 FK 47 Puanla Eşitliği Play-Off Oynamaya Hak Garantiledi.

D Grubu:Urla FK 41 Puanla Lider, Selçukspor 39 Puanla 2.Sırada Play-Off Oynamaya Hak Garantiledi.

E Grubu:Balçova Belediye Termalspor 40 Puanla Lider, Güzelbahçe FSK 35 Puanla 2.Sırada Play-Off Oynamaya Hak Garantiledi.

Kerim Küçük.

İZVAK Mali Genel Kurulu Yazılı Açıklama Yaptı

İZVAK Facebook Sayfasında 31.03.2026 Salı Günü 16.00 Hilmi Selvi Exclusive Yöneticiliği Toplantı Salonunda İlk Kez Düzenleyeceği Ve Çoğunluğun Sağlanamaması Durumunda 2.06.2026 Salı Günü Aynı Yer Ve Saatte Aynı Adreste Yapılacağı Duyurdu.

Kerim Küçük.

Parayı ödedik, geleceği iptal ettik!

9 Eylül TV YouTube Kanalı Spor Servisi programı Bu Haftanın Konuğu PRO Lisans Teknik Direktörü, TFF Akademi Yapılanma eski Sorumlusu, futbol insanı Ümit Turmuş oldu.

Ümit Turmuş: ‘’Trendyol Süper Ligimiz “Emekliler Ligi”ne döndü, altyapıdan çıkan oyuncu oranımız yüzde 3.9 ile dünya sonuncusu olduk, TFF’nin milyonlarca Euro ödeyip rafa kaldırdığı DoublePass projesi de 2032 Avrupa Şampiyonası öncesi Türk futboluna darbe vurdu’’ ‘’Türk futbolu artık kendini tanımaktan çok uzakta’’ ‘’İzmir’in futbol kültürüne de bir parantez açmamız lazım. Geçmişte benimde teknik adam olarak çalıştırdığım Altay, Göztepe, Karşıyaka her maçta altyapıdan en az 3-5 oyuncuyla sahaya çıkardı. Rekabetin anahtarı da buydu zaten. Bugün ise “devşirme” ve “paraya dayalı” aidiyet duygusunun yok olduğu bir ortamdayız. Detaylara devam edelim, Trendyol Süper Ligi, 28.1 yaş ortalaması ile dünyada en kötü 13. sırada yer alıyor. Ligimiz yaşlı, yorgun ve geleceksiz. Yine ligimizde yabancı oyuncuların 90 dakika aldığı süre ise ortalama 75 dakika. Bu oranla, (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hariç) dünyada en kötü durumdaki ülkeyiz. Türkiye’de altyapıdan gelen oyuncuların oynama oranı ise sadece yüzde 3.9. Bu oranla da dünyada sonuncuyuz..’’ ‘’Önce DoublePass Nedir? Onu açıklayayım.Belçika Brüksel Üniversitesi bünyesinde kurulan, FIFA ve UEFA ile çalışan, kulüplerin altyapılarını standartlaştıran, denetleyen ve geliştiren uluslararası bir organizasyon. Almanya’nın futbol devriminde kullandığı “yıldızlama sistemi”nin mimarı. Benim Trendyol Süper Lig Akademi Yapılanma Sorumlusu olarak görev yaptığım dönemde, bu firma ile 4 yıllık bir anlaşma yapılmıştı. Proje kapsamında, Süper Lig kulüplerinin akademileri denetlendi, standartlar getirildi (3 çim saha zorunluluğu, tesis kalitesi vb.) 15 farklı ülkeden 55 uzman Türkiye’ye geldi. Akademi direktörleri ve antrenörler eğitildi. Devasa bilgi arşivi oluşturuldu. Ama TFF yönetiminin değişmesiyle Türk futbolunun kurtuluşu olabilecek proje bir şekilde rafa kaldırıldı.’’ “Sürpriz bir şekilde TFF yönetimi değişince o iş kaldı. DoublePass şirketi ile 4 yıllık anlaşma yapılmıştı, son 2 yıla girmiştik. TFF bünyesinde sorumlusu da bendim. Ve hemen uyardım, ‘Bakın bu bilgileri biz arşivliyoruz, ileride TFF olarak bu eğitimi biz vereceğiz. Parası ödenmiş uluslararası bir anlaşma ve tazminatı da var. Bari hizmeti alalım’ dedim. Ama ‘Gerek yok’ dediler. Şu anda TFF, kalan 2 yılın parasını ödemiş olmasına rağmen hizmet almıyor. Parası ödenen eğitimi çöpe attık. Çok yazık.” ‘’Geçmişte Türkiye, 14 TFF bölgesi ve bir Avrupa bölgesi (Almanya merkezli) olmak üzere 15 bölgeye ayrılmıştı. Antrenörler sürekli tarama yapıyor, en yeteneklileri seçiyor ve bölge karmaları oluşturuyordu. Bu karmalar maç yapıyor, kulüpler bu havuzdan oyuncu seçiyordu. Biz dünya üçüncüsü olduğumuzda herkes ‘Nasıl yaptınız?’ diye sordu. Biz bu sistemi anlattık. Almanya bizi örnek aldı. Biz 14 bölgeyle yaparken onlar bölgeleri daraltıp üstüne 1.200 antrenör istihdam etti. Sonra gidip Dünya Şampiyonu oldular. Biz ne yaptık? Sistemi terk ettik, tasarruf adı altında antrenör sayısını azalttık, İzmir gibi devasa bir futbol havuzunda sadece 1-2 antrenör bıraktık. Koskoca Ege 1 antrenörle taranır mı? Kendi ayağımıza kurşun sıktık.’’ ‘’ Öncelikle, ‘ HAYIR’. Siyasetçiler ve bürokratlar bardağın dolu tarafını anlatıyor; yeni statlarımız var, yollarımız var diyorlar. Doğru, statlar yapıldı. Ama bu organizasyon sadece inşaat değil. İnsan kaynağı olarakta, önemli. 2032 projesi kapsamında TFF’ye sunduğum, Türkiye’nin genç sporcu nüfusunu harekete geçirecek proje kabul edilip sonra rafa kalktı. Önümüzde 6 yıl var. Şu an 12-13 yaşında olan çocuklar o gün sahada olacaklar. Ama biz onları eğitmiyoruz, onlara ulaşamıyoruz, Çok stadımız var ama gelecekte içinde oynatacağımız evlatlarımız olmayacak.’’ Yabancı Sınırı Değil, Yerli Teşviki: Yabancı sayısını yasaklarla sınırlamak yerine, kadroda “Yerli Oyuncu Bulundurma Zorunluluğu” (örneğin 21 kişilik kadroda 8 milli takıma uygun oyuncu) gibi kriterler getirilmeli. Yasaklar oyuncu fiyatlarını suni şekilde artırıyor. Okullar Futbol Federasyonu: TFF’nin U14 ve altı kategorileri Milli Eğitim’e devredilmeli. Okul sporları canlandırılmalı, beden eğitimi öğretmenleri sistemin ana parçası olmalı.TFF Bölge Sistemi Geri Gelmeli: 14 bölge yerine 25 bölgeye çıkılmalı İzmir Modeli:İzmir’in nüfusu ve potansiyeliyle her yıl 28 tane Süper Lig düzeyinde oyuncu üretmesi gerekiyor. Bu, doğru bir metodoloji ile mümkün. Göztepe Örneği: Göztepe’nin Mehmet Sepil ve Rasmus Ankersen ortaklığıyla kurduğu model, tünelin ucundaki ışık olarak gösteriliyor kurumsal yapının örnek alınması gerekiyor. “Bizim sorunumuz şu: İyi yaptığımız şeyleri aniden anlamsız bir şekilde terk ediyoruz. Bir sistem kuruyoruz, tam meyvesini alacakken yönetimler değişiyor, her şeyi yıkıp yeniden başlıyoruz. Tekerleği yeniden icat etmeye çalışıyoruz. Oysa formül belli, dünya bunu yapıyor. Biz ise kendi kendimizi kandırıyoruz.” Dedi.

Kerim Küçük.

Kick boksta zirve İzmirli sporcuların oldu

Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Kick Boks Türkiye Şampiyonası’nda İzmir’i temsil eden sporcular damga vurdu. Tuana Erdoğan ile Azra Almina Özalp, Full Contact branşında takım müsabakalarında Türkiye şampiyonu unvanını kazandı.

Burdur’un ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Kick Boks Türkiye Şampiyonası’nda İzmir’i temsil eden sporcular önemli bir başarıya imza attı. Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencileri Tuana Erdoğan ile Azra Almina Özalp, Full Contact branşında takım karşılaşmalarında adını zirveye yazdırdı ve Türkiye şampiyonu oldu.

Kerim Küçük.

Altay Kulüp Başkanı Sinan Kanlı’dan sitem dolu açıklama

Altay Kulüp Başkanı Sinan Kanlı X Hesabında sitem dolu açıklamalar yaptı.

Sevgili Büyük Altaylılar; Kulübümüzün var olma savaşındayız. Aslında bunu çok iyi biliyorsunuz. Fakat bazı müsabakalarda tribünleri doldururken, bazı müsabakalarda ise yokları oynuyoruz. Kulübün içerisindeki herkes, sizlerin “canı kadar çok sevdiğini” söylediği Altay için tabiri caizse hayatını erteliyor ya da riske ediyor. Futbolcularımız, teknik ekibimiz, çalışanlarımız ve yönetim… Fakat, gerek tribünde gerek sosyal medyada gerekse genel kurul üyeleri ve camia nezdinde adını koyamadığımız bir durgunluk var. Rahatlık mı? Umutsuzluk mu? Bilemiyorum. Kulübümüz, tarihinin en zor günlerinden geçiyor. Bu hafta müsabakamız pazar günü. Stadımız hazır, şartlar elverişli. Bu bağlamda baktığımızda, tüm tribünlerin dolması ve “Altay kümeye” diye haykıran hadsizlerin ve esamesi okunmayacak takımların, büyük bir coşkuyla o sahaya gömülmesi gerekiyor. Şu an için taraftarlarımızda bir hareketlilik göremiyorum. Bu, kulüp içinde de ihtiyacımız olan enerjiden mahrum kaldığımız anlamına geliyor. Ben Büyük Altay’ın sesi olarak konuşuyorum. Camiamıza soruyorum:
Şimdi değilse ne zaman? Büyük Altay için görev emri, görev vakti! Başka Altay Yok Saygılarımla. Altay Kulüp Başkanı Sinan Kanlı

Kerim Küçük.