Arca Türkoğlu Basketfaul.com Konuştu.

Ben çok hiperaktif bir çocuk olduğum için annem enerjimi atmam için beni basketbola yazdırmaya karar verdi. Ben 6-7 yaşlarındayken abimle ikimizi Karşıyaka Boğaları’na götürmüştü ama bana oradaki çocuklar çok büyük geldikleri için korkup oynamaktan vazgeçmiştim (gülerek). Sonra 8-9 yaşlarında babam abimle bizi bu sefer Tuborg’a götürmüştü. Abimle birlikte arkadaşımlarım da olunca basketbol benim için daha keyifli ve eğlenceli gelmeye başladı, ilk gerçek adımı bu şekilde attım.
Benim kariyerime katkısı kesinlikle büyük, özellikle bazı isimlerin gelişimimde ve şu anki fiziğime kavuşmamda büyük katkıları oldu Ancak A takımda biz altyapıdan çıkan gençlere sıra ve şans gelemiyor. Eğer altyapısında yakaladığımız şansı A takımında da yakalasaydık şu an ben ve birkaçımız daha iyi yerlere gelebilirdi. Ama elbette genel çerçevede bakacak olursak bana kariyerimde kattıkları çok şey olmuştur, buralara gelmemde de etkisi fazladır.
Biz o sezon aynı zamanda TB2L’de de mücadele etmiştim. Bir önceki sezon da yanlış hatırlamıyorsam EBBL’de oynamıştık. İşte bizim o sezondaki avantajımız da bu olmuştu. Oralarda gördüğümüz sertlikler, aldığımız dersler bizim kendi kategorimizde sert oynamamızısağladı. Tabii turnuvanın İzmir’de olması da şampiyonluğumuza yardım etti.
İlk maçı Fenerbahçe’ye kaybetmişik, ikinci maçı Acıbadem karşısında kazanmıştık. Son maçta da Türk Telekom’la gruptan çıkma maçına çıktık. Yanlış hatırlamıyorsam sadece yenmemiz değil aynı zamanda 20’a yakın fark yapmamız gerekiyordu. Telekom maçı o yüzden bizim asıl şampiyonluk maçı olmuştur. O yaş kategorisinde bir oyuncunun oynayabileceği en güzel atmosfer taraftar sayende yakalanmıştı.
Final maçımızı da hiç unutmam, salonun girişinde taraftarlar bizi meşalelerle karşılamışlardı. 18 yaşında altyapıda oynayan gencecik bir oyuncuyken böyle bir şey kolay kolay başına gelmez. Biz de bu turnuvanın ev sahibi İzmir olmasaydı yaşayamayacaktik. Bu şampiyonlukla Pınar Karşıyaka U18 kategorisinde 31 yıl sonra şampiyonluk elde edilmişti. Hem kulüp hem bizim için hem taraftarımız özel bir başarıydı.
Bununla birlikte bir diğer unutulmaz maçım İki sezon önce Pınar Karşıyaka’da iken oynadığımız FIBA Şampiyonlar Ligi finali. Bu ikisi kariyerimin en unutulmaz anları ve benim için en özel anlama sahip maçlardır.
Aslında bu sezon gösterdiğim performans beni şaşırtmadı, ben zaten neler yapabildiğimi biliyordum. Beni tanıyanlar da oyunumu bilenler de aynı şekilde bu performansıma şaşırmadı. Ama geride kalan sanırım herkesi fazlasıyla şaşırtmış olabilirim (gülerek). Ama senin de dediğin gibi ben yıllarca Pınar Karşıyaka altyapısındaydım, sonrasında Misli.com TBL’de Petkim ve Beysu Konyaspor’da oynadım. Altyapılarda milli formayı giymiş bir oyuncuyum. Yani aşağıda dolu gelen bir oyuncuyum.
Geçen sezona gelene kadar kafamda da kendi okumalarım olmuştu. Kendi jenerasyonumdaki oyuncular oynarken ben benchte oturarak geriye düşmeye başlamıştım. Kendi kendime hep o zamanlar işte ‘seneye ben de oynayacağım bir yere gideceğim. O zaman göreceğiz, kim ne kadar oynuyor oynayamıyor’ içimden çok kez geçirmiştim. Bana laf eden, desteklemeyen insanlarla her zaman yanımda desteklerini esirgemeyen insanların beni bir de sonraki sezon oynarken izlemelerini çok istemiştim. İnanılmaz bir hırs ve istekle sezona başlamıştım. Sezonu da asist kralı ve normal sezonun yerli MVP’si olarak bitirmemin altında aslında bu birikmiş hırs ve mücadele isteğim yatıyordu. Elbette böyle bir takımda oynamanın da bu başarımda etkisi yadsınamaz. Herkes arkadaşlarımdı, yabancılarımız çok uyumluydu, Ali abi ile de çok iyi anlaşmıştık. Her şeyin bu kadar uyumlu olduğu bu takımda benim de performansım daha yukarıya çıktı. Biraz da bu hırsım da bizlere sezon başında bu takım düşer mi düşmez mi eleştirilerinin etkisi olmadı diyemem.
Bu sezon gösterdiğim performansım %70-%80’lik performansımdı. Oynayarak kariyerine devam eden bir Arca performansını da yukarı çekecektir. Bunu beni izleyen herkese göstereceğimden kimsenin şüphesi olmasın.
Pınar Karşıyaka A takımında 2 sezon bana o şansın gelemediği sürede ister istemez geriye düşebiliyorsunuz. Ama ben bu süreçte mental olarak kendimi hep yukarıda tutmaya çalıştım. Belki sahada o şansı yakalayamasam da böyle iyi bir kadro ve Ufuk Sarıca gibi bir koçla iki sezon çalışmanın bana pozitif katkıları oldu. Pınar Karşıyaka’daki iki sezon boyunca gece gündüz hiç bırakmadan kondisyon idmanlarımı aralıksız sürdürdüm. Her takım idmanından önce ve sonra bireysel idmanlarımı yapıyordum. Aslında oyuncular sezon içinde süre almadıkça ister istemez idmanlarını bırakabiliyor ama ben düzenli bir şekilde çalışmayı hiç bırakmadım. Çünkü o çalışmalarımın hepsini önümüzdeki sezon için yapıyordum. O sezonlar zaten oynamayacağımın farkındaydım.
Kendi kendime ‘Arca bu sene de ne kadar oynayabileceğini biliyorsun, bu seneyi sadece kendine yatırım olarak gör. Her zaman yaptığından daha fazla idman yap. Her zaman olduğundan kendini daha fazla hazır tut. Ufuk abi gibi bir koçla, Tony Taylor gibi oyuncuyla ve böyle bir kadroyla antrenman yapabilmenin faydalarını al, kendine katabildiğini kat. Önümüzdeki sene de mutlaka oynayacağın bir yere git’ söyleyerek ona göre kendi planımı çizmiştim.
İki sezon boyunca ben hep son çeyrek son dakikalar fark açılmışken 2-3 dakika sahada olabiliyordum. Ama o dakikalar zaten sahada güzel bir basketbol da olmuyordu. Maç farka gitmiş, herkes oynamayı bırakmış oluyor. Gerçekten oynamayı en sevmediğim dakikalar sıra gelmiş oluyordu. Nerdeyse 1-1,5 saat kenarda oturduğum için bacaklarım taş gibi oluyordu. Zaten o saatten sonra oyuna girince de doğal olarak bir varlık gösteremiyordum. Bu yüzden pek çok eleştiriye de maruz kaldığım olmuştu. ‘Arca artık yapamıyor, olmuyor’ gibi şeyler çok söylenmeye başlanmıştı. Tabii ister istemez bakıyorsun. Hele Karşıyaka gibi büyük bir camiada oynuyorsan ister istemez bakıyorsun. Belki ben takımdaki en masumlardan biriydim ama en fazla lafı yiyenlerden de biri oluyordum. İlk başlarda bunlara çok fazla üzülüyordum, kafama takıyordum. Hatta bir maçtan sonra çok ağladığımı bilirim. Ama bir yerden sonra gözardı etmeye başlıyorsun. Ben kendimi bir sonraki sezona o kadar çok hazırlıyordum ki gelen eleştiri mesajlarını okuyup okuyup ‘seneye göreceksiniz’ diye içimden diyordum.
Hatta Pınar Karşıyakalı birkaç taraftarla yakın bir arkadaşım bu sezon öncesi iddiaya girdiler. Taraftarlar Bornova’da da bir şey yapamayacağımı düşünüyordu, arkadaşım da beni tanıdığı böyle bir sezon geçireceğimi söylemişti ama ihtimal bile vermemişlerdi. Tabii sezon sonunda arkadaşım iddiayı kazandırdığım için bana arayıp teşekkür etti (gülerek).
Bana Pınar Karşıyaka’da iken kötü yorumlarda bulunan herkes Bornova’da izleyince ‘Arca aslında iyi oyuncuymuş. Biz niye hiç Arca’ya süre vermemişiz’ demeye başladılar. Ama yukarıda işlerin kolay yürümediğini gerçekten zor bir süreç olduğunu biliyorum. En iyi şekilde kendimi hazırlayarak oralarda da iyi süreler almak ve kalıcı olmak için çalışmaya devam ediyorum.
Bu sene ilk kez mesaj kutuma tebrik mesajları geldi (gülerek). İlk kez oyunumla ilgili olumlu yorumlar yapıldı. Bunlar da insanı mutlu ediyor. Ama ben hayatımda boyunca kötü yorum, kötü eleştiri de çok aldığım için bunlarla yaşamayı da öğrendim. Küçüklüğümden itibaren ‘Bunun boyu kısa, bundan basketbolcu olmaz’ yorumlarıyla basketbolcu olmaya çalıştım. Beni altyapıdayken boyumdan dolayı oynatmamışlardı. Hüngür hüngür ağlayarak eve gelip babama ‘bundan sonra bir kişi çıkıp bana boyumla ilgili basketbolcu olamayacağımı söylerse onlarla tek tek görüşeceğim. Bunu bir yere yazın’ diyip ağlamaya devam etmiştim (gülerek).
O yüzden olumsuz yorumlar artık çok etkilemiyor beni. Evet yanımda Bornova Belediyesi Karşıyakalı arkadaşlarım olması güzel bir tesadüf oldu. Hatta Mertcan’la aramızla şöyle de bir durum oluyordu. Onun Konya’ya gittiği sene ben de sezona başlamasına yakın oraya transfer olmuştum. Sonrasında Mertcan Petkim’e gitti, ben de ikinci devre gittim. Geçtiğimiz sezona da Mertcan’la Bornova Belediyesi Karşıyaka’da beraber başlamıştık. Aramızda aramızda espri yapmaya başladık, birimiz gitsin diğeri arkasından gelsin diye. Bakalım bu sene ayrı olacağız sonra nerede karşılaşacağız. (gülerek)
Öncelikli hedefim yeni sezon için INGBSL idi ama çok da takıntım yoktu yani illa olacak diye şartlamamıştım kendimi. Misli.com TBL’de içime sinen bir organizasyon olsaydı orada da kalabilirdim. Dediğin gibi başka ING BSL teklfileri de aldım ama buraya seçmemdeki en büyük etken Zafer Hoca’nın bana yaklaşımı oldu. Benim için çok kritik bir sezon olacak, kendimle ilgili doğru bir karar vermem gerekiyordu. Ama Misli.com TBL’den ING BSL’ye çıktığında çok fazla seçeneğin olmuyor, üst sıralardaki takımlara gitmek için önce ING BSL’de iyi süreler alman gerekiyor. Ama alt sıralardaki takımlar da yabancı ağırlıklı süre dağılımı oluyordu. Ancak Zafer abinin benimle bizzat konuşması beni gerçekten oynatmak istediğini belirtmesi karar vermemde çok etkili oldu. Bana inanan ve güvenen bir koçla çalışınca ben de sahada ister istemez daha iyi mücadele ediyorum. Hem kariyer hem süre ve sorumluluk anlamında BSL’de kendimi gösterebilmem açısından bana en iyi seçenek Denizli olarak geldiği için orayla anlaştım.
Geçtiğimiz sezon elde ettiğim başarımı Misli.com TBL’de başardığım için laf edenler oluyor. Önümüzdeki sezon ING BSL’de de neler yapabileceğimi onlara göstermek istiyorum. Bu benim kişisel olarak birincil hedefim. Sezon içinde diğer yerli oyuncularla benim pozisyonumdaki kendimi bir challenge sokmak istiyorum. Ben TBL’de olduğu gibi ING BSL’de de yerli oyuncular arasında da en iyiler arasında olduğumu göstermek istiyorum. Umarım elime gelen bu şansı en iyi şekilde değerlendirebilirim. Bu sezon buralarda kalıcı olduğumu göstermek için önemli bir fırsat. Herkese elimden geldiğince Arca’nın ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu göstererek bir ING BSL oyuncusu olup devamında da hep daha iyi yerlerde olmayı sürdürmek istiyorum. Fiziksel olarak ben kimseden geride olduğumu düşünmüyorum. Aksine çoğu kişiden daha iyi durumda olduğum farkındayım. Boy konusuna gelecek olursak da boyumun kısalığını sahada avantaja çevirmeyi öğrendim, öğrenmeye de devam ediyorum. O yüzden hiçbir çekincem de yok, o gün geldiğinde sahaya çıkıp herkese kendimi göstermek için sabırsızlanıyorum. A Milli Takım’da oynamayı çok istiyorum. Kariyerimdeki en büyük ve en çok isteğim budur. İnsanların beni o milli formayla görüp ‘vay be nerelere geldi’ demesini çok istiyorum. Küçük yaşta basketbola başlayıp boy dezavantajı yaşayan hiçbir insanın pes etmeden daha fazla çalışırsa hedeflerine er ya da geç ulaşacaklarını söylemek isterim. Benim gibi gelen olumsuz yorumları kendilerine bir motivasyona dönüştürüp inandıkları yoldan dönmesinler. Bir de şöyle bir gerçek var ki her basketbolcu kesinlikle oynayarak ilerleyebiliyor, bunu da tecrübe edinerek öğrendim. Karşıyaka gibi büyük bir camianın parçası olmak inanılmaz mutlu edici bir şey. Ben A takım sözleşmemi imzaladığımda inanılmaz mutlu olmuştum. Ama şu anki aklım olsaydı o imzayı kesinlikle atmazdım. Çünkü kariyer planlanmamda ben daha önce bu süre ve sorumluluğa sahip olsaydım çok daha iyi yerlere gelebilirdim. Bu yüzden genç oyuncuların oynayarak doğru bir kariyer planlamasıyla yollarına devam etmelerini tavsiye verebilirim.

Kerim Küçük.