Günün Yazısı:Rüya Erken Bitti, Sevda Bitmedi

24 yıl bekledik. Bir kuşak büyüdü, bir kuşak yaşlandı; arada doğan çocuklar bugün üniversiteyi bitirdi. O uzun bekleyişin ardından sahaya çıkan bizim çocuklar, iki maçta veda etti. İki yenilgi, sıfır puan, grupta son sıra. Hayal, başlamaya fırsat bulamadan bitti.

​Acı gerçek. İnkâr etmenin anlamı yok. Bir milletin 24 yıllık özleminin tek bir hafta içinde dağılmasını izlemek kolay değil. Stadyumlardaki ay-yıldızlı tribünleri, ekran başında soluğunu tutan milyonları, “belki bu sefer” diyen o saf umudu düşününce yürek burkuluyor.

​O Çocukları Yakmayalım

​İzninizle, 32 yıldır bu sahaların kenarında olan biri olarak bir şey söyleyeyim: O çocukları yakmayalım.

​Çünkü ben bu filmi çok izledim. Türk futbolunun kaderi hep aynı çizgide gider: Büyük umut, büyük bekleyiş, sert düşüş. 2002, kaidenin kendisi değil, istisnasıydı. O yaz İlhan’ın altın golüyle yaşadığımız sarhoşluk, yıllarca süren emeğin, sabrın, alttan gelen bir neslin ürünüydü. Biz çoğu zaman sonucu hatırlar, ona giden yolu unuturuz.

​Sırtlarındaki 24 Yıllık Yük

​Bu çocuklar sahaya yalnız 23 kişilik bir kadroyla çıkmadı. Sırtlarında 24 yılın yükü, bir milletin biriken hasreti, “artık olmalı” baskısı vardı. O yük ağırdır. Bazen bir şeyi çok fazla isteyince, onun arkasındaki asıl planı unutursun; ayağına dolanır, nefesini keser. Sahada gördüğümüz de biraz buydu.

​Şimdi her köşe başında aynı soru: “Neden?” Kimi “yeterince istemediler” diyecek. Oysa o maçları seyreden herkes bilir ki istemediklerinden değildi. Belki fazlasıyla istediklerindendi.

​Eleştiri Evet, Linç Hayır

​Eleştiri olacak, olmalı da. Federasyonun planlaması, teknik tercihler, hazırlık süreci — bunların hepsi konuşulmalı, hesabı sorulmalı. Bu, gazeteciliğin de futbolun da boynunun borcu. Ama eleştiriyle linç arasındaki o ince çizgiyi bu ülke çok kez kaybetti. Bir nesli daha o çizginin yanlış tarafında harcamayalım.

​Asıl Mesele Süreklilik

​Çünkü asıl mesele iki maç değil. Asıl mesele, bu takımı buraya getiren yolun kalıcı olup olmadığı. 24 yılda bir Dünya Kupası’na gitmek başarı değil, bir milletin potansiyelinin israfıdır. Marifet kupaya gitmek değil, oraya alışmaktır. Almanya, Fransa, İspanya kupayı bir “rüya” olarak değil, bir “rutin” olarak yaşıyor. Bizim hedefimiz de o olmalı: Heyecanı değil, sürekliliği inşa etmek.

​Onlar Bizim Hikâyemiz

​Bizim çocuklar yakında eve dönecek. Başları önde inecekler uçaktan, biliyorum. Onları karşılarken yüzlerine bakalım: O yüzlerde bizim çocukluğumuz, ilk top oynadığımız sokak, babamızla izlediğimiz ilk maç var. Onlar bizim hikâyemizin devamı.

​Geçen ay bu köşede, 24 yıl sonra o turnuvaya dönerken içimizdeki çocuğun hâlâ yaşadığını yazmıştım. Bugün o çocuk üzgün. Ama ölmedi. Sadece biraz erken yattı.

​Rüya erken bitti. Sevda bitmedi.

​Dört yıl sonra yeniden buluşmak üzere — bu kez gitmek için değil, kalmak için.

Kaynak Aytekin Polatel Anaakım.com Genel Yayın Yönetmeni

Kerim Küçük.