Karşıyaka başantrenörü Ahmet Kandemir, yeni başkan Yiğit Tusder ve yönetimiyle görüşeceğini belirterek, kulüpte görevine devam etmesi için en önemli şartın sürdürülebilir ekonomik yapı olduğunu vurguladı. Türk basketbolunun yapısal sorunlarına dikkat çeken tecrübeli antrenör menajerlik sistemini sert bir şekilde eleştirirken Banvit altyapı modelinin ülkemize örnek olduğunu söyledi
Karşıyaka Basketbol Takımı Başantrenörü Ahmet Kandemir:“Sözleşmeyi uzatmak için Aygün Cicibaş ve ekibi ile konuşmuştuk. Kulüp yönetimleri değişiyor, kongreler oluyor. Cicibaş ile ekibi seçime girmedi. Yeni başkan Yiğit Tusder ve yönetimiyle görüşmeden transfer tekliflerine olumlu bakmıyorum. Sürdürülebilir bir ekonomik yapı olursa devam edeceğimi belirttim. Trabzonspor, Erokspor, Çayırova ve Bandırma Bordo Basketbol gibi takımlar alt ligden yüksek bütçelerle Süper Lig’e geldi. Bu tarz takımlar ligde kalıcı olmayı sağlarken, kümeye düşme tehlikesi olan takımların sayıları arttı. Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi, Avrupa’nın en çok maddi yatırım yapılan organizasyonlarından biri. Oynanan basketbolun kalitesi ise tartışmaya açık konumda” “Karşıyaka Basketbol, kültürüyle ve basketbol sevgisiyle çok önemli bir camia olduğunu söyleyebilirim. Son iki sezondur olanlar kabul edilemez. Hatalar, daha da kötü duruma düşebilir. Karşıyaka’nın sürdürülebilir bir basketbol şubesine dönüşmesi gerekiyor. Mevcut borçlar çok fazla. Son haftalarda büyük çaba göstererek takımı ligde tuttuk. Yeni yönetimle oturup konuşacağız. Yüksek bir bütçeye gerek yok ama akıllı, mantıklı hamleler yapılarak uzun vadeye yönelik çalışmalar yapılabilir. Böyle bir durum oluştuğunda Karşıyaka’ya olumlu bakıyorum. Kulübün ödenebilir bütçelerle sezona başlaması sürdürülebilir olur. Kulüplerin ayakta durabilmesi için finansal gelirlerini ve ekonomik gücünü artırması gerekir” “Beşiktaş dönemindeki Alperen Şengünler, Şehmus Hazerler ile çıktığımız o takım tüm Türkiye’ye örnek oldu. A Milli Basketbol Takımımızın çoğu o kadrodan oluşuyor. Aradan yıllar geçse de milli takımda yeni oyuncular yetişmedi. Bu durum Türk basketbolu için çok ciddi bir sorun oluşturuyor. Kimse artık üretmek istemiyor, yabancı oyuncu alarak hazıra konmak istiyor. Türk basketbolseverlerin sahada 9 yabancı oyuncuyu izlemesi benim hoşuma gitmiyor. Başantrenörlerin, yardımcı antrenörlerin ve teknik ekibin yabancılardan oluştuğu, sadece formanın üzerinde Türk bayrağının olduğu bir takımın rekabeti benim hoşuma gitmiyor. Beşiktaş takımının BGL’de bir şampiyonluğu, bir finali vardı; sonrasında hiç oyuncu çıkaramadı” “Türk basketboluna ve Avrupa basketboluna menajerler çok hakim oldu. Antrenörlük kariyerimde hiçbir zaman menajerle çalışmadım. Antrenörlerin menajerlerinin olmasını doğru bulmuyorum. Menajer olduğunda seni bir kulübe transfer ettiğinde oyuncu konusunda ısrar ediyor. Menajerlik sisteminde hem oyuncu hem de antrenör menajerliği sistemi çok yanlış… Türk oyuncu havuzunun her zaman geniş olması gerekir. Sahaya baktığınızda bir Türk oyuncu oynayabiliyor, bunu doğru bulmuyorum. Ülke basketbolunda uzun vadede hep sorun yaşayacağız. Yabancı oyuncuların sayıları arttığında yerli oyuncuların değeri daha da arttı. Oyuncu yetiştirmekten uzaklaşınca az bulunan şey değerli oldu” “Türk basketbolunda Fenerbahçe Beko’da Saras Jasikevicus’un , Dusan Alimpievic’in ve Pozecco’nun tercihlerinde, oyun sistemlerin Türk oyunculara yeterince şans vermiyor. Nedense kamuoyunda hiç kimse bu konuları konuşmuyor. Bu antrenörler hangi Türk oyuncunun gelişmesine katkı sağladı? Herkes ayakta alkışlıyor ama bu sistemin sürdürülebilirliği maalesef bulunmuyor” “Alperen Şengün, Şehmus Hazer, Ercan Osmani gibi çok yetenekli ve iyi çocuklar kendilerini iyi geliştirdi. Kendi kariyer planları, hedefleri ve vizyonları doğrultusunda gidecekleri takımları belirlediler. Şengün, erken yaşta büyük oyuncuların yapabileceklerini yaptığı için herkes tarafından konuşuldu. Geldiği yer, kazandığı para tamamen bileğinin hakkıyla oldu. Hâlen gelişiyor ve onunla gurur duyuyorum. Kendisi çok yönlü bir oyuncu; sırtı dönük ve yüzü dönük oynuyor. Şutunu geliştirdi, çok farklı bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. En önemlisi, oyunu severek, keyifli ve tutkuyla oynuyor” Dedi.
Kerim Küçük.