Günün Yazısı:KİMLER SATMIŞ BU MAÇLARI?

Şu günler…
Güzel Türkiye’mizde…
Bi’türlü..
İçinden çıkamadığımız “bahis” ve “kumar” skandalı ile çalkalanıyor…
Bitecek gibi değil…
Nitekim…
“Dede Korkut Masalları” gibi uzayıp gidiyor…

Geçmiş zaman gibi gelse de hepimize…
Arka arkaya yaşanan şok olaylar…
Dünya medyasında bile…

“Allah, Allah neler oluyor Türkiye futbol liglerinde?”

Dedirtecek kadar “ciddi gelişmeler” yaşanıyordu…
…Ve, yine her şey…
2025 yılının ilk aylarında başladı…

Sonra…
Bi’de baktık ki geriye!
Türkiye futbol liglerinde görev alan…
571 hakemden 371’inin bahis hesabının olduğu…
152’sinin bahis oynadığı iddia edilmeye başlandı…
Alın size bir rekor!
Aradan azıcık zaman geçti ve…

Bahis hesabı olan 371 hakemden 152 hakemin futbol maçlarına aktif olarak bahis oynadığı tespit edildi…

Skandallar zincirine…
Bir garip olay daha takıldı…
Geçen yıl…
Esenyurt’ta düzenlenen mitingde…
CHP Genel Başkanı Özgür Özel…
Bir Süper Lig maçında…
Göztepe oyuncusuna gösterilen kırmızı kartın…
“Haksız bir şekilde” verildiğini…
Ve bunun bahis ile bağlantılı olduğunu ve dahi…
Aynı gün Kuzey Kıbrıs’tan…
Kırmızı kart için 5,5 milyon Türk Lirası bahis oynandığını iddia etti…
Bunun üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı…
31 Ekim 2025 tarihinde…
Maçla ilgili yasadışı bahis ve olası maç manipülasyonu iddiaları hakkında resmen soruşturma başlattığını açıkladı…

Yeni yılın (2026) ilk günlerinde…
Kısa adı (PFDK) olan Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu…
Teknik direktör ve gözlemcilerin de aralarında bulunduğu…
Bahis oynayan 153 ismin cezasını duyurdu…
Ortalık yangın yerine döndü!

O günlerde…
Atatürk’ün…
1937’de (89 yıl önce) dile getirdiği unutulmaz o veciz söz…
Adata ete / kemiğe büründü:

“Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim…”

Yani, demek istemiş ki, Gazi Mustafa Kemal:

“Sahada sergilediğiniz sadece fiziksel başarı değil, aynı zamanda ahlaki değerlerin de önemli olduğunu vurgular…” (Sanki bugünleri tahmin etmiş gibi…)

Ve, bu millet biliyor ki…
Atatürk, sporun toplum için ne kadar önemli olduğunu fark etmiş ve bu alanda birçok yeniliğe imza atmıştı…

Bu kulaklara küpe özlü sözün…
Hayata geçmiş, yanakları kızartan bir örneği var…
Gülmemek elde değil…
Olay, Bursa’da yaşanıyor…
Gençlerden biri anlatıyor:

“Halı sahada maç yaptık; evlere dağılmak için minibüse binecektik… Yolun karşı tarafına geçmemiz gerekiyordu… Tam yolu yarılamıştık ki, oradan geçen bir trafik ekibi, megafonla bangır bangır bize seslendi: (Ben sporcunun zeki, çevik ve de üst geçitten geçenini severim!) demez mi? Nasıl bir rezil olmaktı o, anlatamam yaşamak gerek!”

Cevabı en çok merak edilen soru şu: “Futbolda şikenin cezası nedir?”

Madde 11, diyor ki: “Bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır… Kendisine menfaat temin edilen kişi de bu suçtan dolayı müşterek fail olarak cezalandırılır…”

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN:
“BAHİS VE KUMARIN KÖKÜNÜ KURUTACAĞIZ!”

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan…
Sanal bahis ve kumar sorununun kökünü kazımak için…
Kapsamlı bir eylem planını uygulamaya aldıklarını açıkladı ve duygularını şöyle seslendirdi:

“Gençlerimizi hedef alan bu saldırı dalgasını ancak bir olursak, birlikte savaşırsak püskürtebiliriz… Bunun için gönüllü kuruluşlarımızın, medyamızın, üniversitelerimizin bu mücadelede bize omuz vermesine, gençlerimizin rol model gördüğü sporcularımızın, sanatçılarımızın, kanaat önderlerinin bu mücadeleyi sahiplenmesine ihtiyacımız var…”

Yıllar öncesinden kalma…
Yaşanmış ve belki de…
Türk Futbol Tarihi’nin en ilginç “şike” olayı ile…
Bitiriyoruz…

1963-64 sezonu…
Milli Ligin son haftası yürekleri yerinden oynatıyor!
Kasımpaşa ve Beyoğluspor’un düşmesi kesin…
Beykoz da maçlarını tamamlamış ve 27 puanda kalmış…
24 puana sahip İzmir’in Karşıyaka takımı ise…
İzmir’de oynayacağı maçlarda “dört puan” aldığı takdirde ligde kalacak, Beykoz ise düşecektir…
Nitekim Kaf – Kaf, 23 Mayıs Cumartesi günü Kasımpaşa’yı 4-0…
24 Mayıs Pazar günü de Gençlerbirliği’ni 2-0 yener; 28 puan ceptedir…
Böylece Milli Lig’den düşen üçüncü takım Beykoz olur…
Karşıyaka camiası bayram sevinci yaşar…

Ne var ki…
Birkaç gün sonra futbol camiası ilk kez baba bir “şok” yaşar!
İstanbul medyası…
Bazı Kasımpaşalı futbolcuların…
Karşıyaka kulübünden “para aldığı haberi” gazetelerde manşet olur…
Federasyon sürpriz olaya el koyar…
Birkaç gün sonra…
Ortalık “kaynayan kazan”a döner…
Hatta…
Öyle ki…
O günlerin Karşıyaka kulübü umumi kaptanı Melih Yücel…
Kaf – Kaf’ı “karalama”ya çalışanlara şöyle cevap verir:

“Ben veya bir idareci arkadaşım hangi rakibe yenilsin diye 5 kuruş teklif etmişiz? İşte buna cevap verecek bir kişi çıkarsa, şahsen ben bütün servetimi kendisine vermeye ve Karşıyaka kulübünü elimle ikinci kümeye düşürmeye hazırım…”

Belki inanmayacaksınız ama…
60’lı yılların ceza kanunlarında…
Şike için para almayı cezalandıracak bir madde yoktu!

Yaklaşık bir ay süren soruşturma sonunda…
İlk karar açıklanır ve…
15 Kasımpaşalı futbolcuya toplam 31 yıl ceza verilir…
Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü Ceza Kurulu ise…
“Karşıyaka Kulübü hakkında ceza tayinine yer olmadığına” karar verir…

Aradan iki sezon geçer…
Karşıyaka İkinci Lig’de oynamaktadır…
Kulübün yeniden Birinci Lig’e alınacağına dair söylentiler artar…
Sonunda…
Takvimler “29 Mart 1966”yı gösterirken…
Karar açıklanır ve federasyonun ligden düşürme kararı iptal edilir… İptalin gerekçesi, Karşıyaka – Kasımpaşa maçı hakem ve müşahit raporlarında şikeden bahsedilmemesi olarak tarihe geçer!..
Böylece Karşıyaka…
Federasyon kararıyla düştüğü lige…
Danıştay kararıyla geri döner…
Ertesi sezon lig 17 takımla oynanır…
Kasımpaşalı futbolcuların cezası ise…
1964 Eylül’ünde çıkarılan sporculara af kanunuyla hafifletilir ve…
En ağır ceza alanların hak mahrumiyeti birkaç aya indirilir…

Görüyor musunuz?
“Şike” deyince…
Neler olmuş neler yaşanmış “61 yıl önce” İzmir’de…

Nokta…

Hamiş: Futbolda şikenin cezası nedir? MADDE 11 – (1) Bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç ve menfaat temin eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezasına çarptırılır… Kendisine menfaat temin edilen kişi de bu suçtan dolayı müşterek fail olarak cezalandırılır… (Nisan 2025)

Sonsöz: “Rıdvan Dilmen bir Galatasaray-Fenerbahçe maçında benden kendilerine yenilmemizi istedi… Ben de puan durumumuz iyi olduğu için kabul ettim… / Tanju Çolak – Bir zamanların yıldız futbolcusu…”

Kaynak Mehmet Karabel Son Mühür

Kerim Küçük.

İzmir Medyası Bir TV NEO Sonrası Egemax Eklendi

Egemax Instagram Hesabı Türkiye’nin televizyonu, Ege’den doğuyor.
Yeni bir ekran, yeni bir heyecan: Egemax başlıyor! Dedi. Öte Yandan Egemax Programlar Netleşti. 90+3 Televizyon Molası sporsever Çocuk ve Spor Açıkladı.

Kerim Küçük.

Günün Yazısı:Karşıyaka Stadı’nda top el değiştirdi

Karşıyaka Spor Kulübü, Karşıyakalıların vazgeçemeyeceği değerlerinden biri… 1912 yılında kurulan, bugünlere kadar da her geçen gün büyüyerek, başarılarla gelen kulüp, ne yazık ki yıllar boyu “Stat… Stat…” diye gözyaşı döküyor, haykırıyor, bağırıyor, isyan ediyor…

12 yıl önce yenisi yapılacak diye yıkım kararı alınan ve yıkılan, yapım aşamasında bazı Karşıyakalılar ile kurum ve belediyelerin davaları sonucunda hep hüsranla sonuçlanan girişimlerin ardından askıda kalan stat, verilen sözlerin de tutulmaması sonucunda bugünlere çöp tarlası olarak geldi…

Stadı olmayan futbol takımının, oynayacağı iç saha maçları için statlar arasında dolaşıp, adeta göçebe hayatında ivme kaybetmesi de profesyonel liglerin en dibinden bir türlü kurulamamasının gerekçesi oldu…

Hiç aklınıza geldi mi?

Karşıyaka Stadı’nın yıkım kararıyla birlikte kaç İzmir Büyükşehir Belediye, Karşıyaka Belediye Başkanı değişmiş?

Bakanlar Kurulunda hangi Gençlik ve Spor Bakanları görev yapmış. Kaç adet Gençlik Spor Genel Müdürü, İzmir İl ve Karşıyaka ilçe spor müdürleri gelmiş gitmiş…

Karşıyaka Spor Kulübü’nde o yıllar arasında kimler başkan seçilmiş… Kaç isim yönetim kurulunda yer almış, hiç merak ettiniz mi?

Peki o gün ülkemizde Başbakan var, bugün o da yok!.. Bu arada stadın bu öyküsü arasında da 2 başbakan değişikliğini görüyoruz…

Ya Karşıyaka futbol takımı hangi ligde mücadele ediyordu biliyor musunuz? 1. Ligde… Belki stat yapılmış olsaydı takım yine oralarda bu kez Süper Lige çıkma kavgası verecekti! Belki de Avrupa Arenasında boy gösterecekti…

Geldi, geçti…

Olan Karşıyaka Spor Kulübü’ne oldu. 3. Lige (aslında 4. Lig) kadar düştü. Ekonomik özgürlüğüne kavuşamadı, karanlık günler geçirdi. Yaşama gücünü taraftarının sevgisi, birkaç sevdalının maddi gücü ve imece usulü destekle bulabildi. Halen de öyle…

Bu dönem içinde; hem kulüp, hem de stat için kimler neler yazdı, neler çizdi, neler konuştu.

Stadın yapılması için kalem oynatan mütevazı kişilerden de biri oldum. Bu yaklaşık 50 yıldır Karşıyaka’da oturmamdan aldığım kent kültürü ve semt aşkının getirdiği güçle oldu. Bir makalemde “Karşıyaka Stadı kitap olur” demiş ve beklemiştim. Birisi bu 12 yıllık öykü de dâhil Karşıyaka Stadı’nın tarihsel gelişimlerini aktarsın, herkes de okusun, bilsin, ibret alsın diye… Aslında spor bilimleri fakültelerinde büyük bir araştırma konusu olurdu ama kimse oralı bile olmadı. Gündeme gelince laf salatası, unutulunca da “boş ver” mantığı…

Baktık kuru gürültü çok, her zamanki gibi yine kolları sıvadık ve kitabını yazmak da bize nasip oldu.

STAT isimli kitapta; Karşıyaka Stadı arsasının kulüp tarafından alınmak istenmesi ancak CHP örgütünün daha önce davranarak satın alması, daha sonra da bilinmeyen bir gerekçeyle Gençlik Spor Genel Müdürlüğüne devredilmesinden başlayan süreci, 1913 yılından 2025 yılına kadar tüm gelişmelerini okuyacaksınız.

Ayrıca yazdığım konusu Karşıyaka Stadı olan veya stadı da ilgilendiren, içinde Karşıyaka Stadı da geçen tüm makaleler de STAT da yer alıyor. Kitabı keyifle okuyacak, iyi ki yazmışsınız diyeceğinize de inanıyorum. Önümüzdeki nesiller de bu süreci öğrenme şansına sahip olacak. Çünkü stat günün birinde yapıldığında, geçmiş unutulacak! Ama biz unutturmamak için yazdık. Ne derler; “Söz uçar. Yazı kalır…”

STAT’ın uzun araştırma, yüzlerce geçmişe dönük belgelerin incelenmesi, yazım aşaması ve bir aylık matbaa hazırlığından sonra ekim ayı başında baskısının bitmesiyle nefes alabildik. Sonunda da Karşıyakalı okuyucularla buluşmaya başlaması aşamasına gelindi. STAT’ın anonsu yapıldığı dönemde; her halde rastlantı olacak ki, bir anda Karşıyaka Stadı yeniden gündeme gelmeye başladı. Sosyal medyada paylaşımlarla yeniden kamuoyu yaratıldı.

Ne büyük tesadüf değil mi?

Hafta başında da hiç beklenmedik gelişme yaşandı…

Ak Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, Ak Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı ve Gençlik ve Spor eski Bakanı, Ak Parti İzmir Milletvekili Mehmet Kasapoğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ı ziyaret etti. Heyet; Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Karşıyaka Stadı arsasının haklarının devir ve tahsis belgesini İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne iletti.

Harika bir gelişme… “Belediye istiyor, bakanlık vermiyor” diyorlar ve “Sen yapacaksın, ben yapacağımdan” başlayıp da, “Gücün yok yapamazsın”, “Ver yapayım. Param var” laflarının havaya uçuşmasının ardından buluşma her şeyin tuzu biberi oldu!…

Karşıyakalılar için bu olay; kesinlikle üzerinde afyon manda kaymağı olan ekmek kadayıfı…

Kamuoyundaki ilk tepki “Karşıyaka Stadı yapılıyor” sevinciydi… Elbette beraberinde de bir pembe balon uçuruldu Karşıyaka’da… 12 yıllık kara bulutlar artık kulübün üzerinden dağılacak, güneş açacak, her yer ışıl ışıl olacak ve Kaf Kaf arzulanan o şaşaalı günlerine yeniden dönecekti!..

Şimdi top Dr. Cemil Tugay’ın kucağında… Stadı bitirecek, orta yuvarlakta başlangıç vuruşunu yaparak heykeli dikilecek veya elinde bomba gibi patlayacak!..

Temennimiz birinci şık…

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ı iyi tanıdığımı söyleyebilirim. Her ne kadar kimden kaynaklanırsa kaynaklansın, görüşemesek de, onun tuttuğunu koparan, istediği an istediğini de yapan bir karaktere sahip olduğuna eminim. İsterse bu stada başlar ve bitirir…

Hırsından çok inancı bunu ön plana çıkarıyor.

Karşıyaka Belediye Başkanlığı döneminde stat için büyük mücadele verdiğini ve hayalinin de yerinde olmak şartı ile Karşıyaka Stadı’nın yapılması, hatta kendisi tarafından gerçekleştirilmesi olduğunu da biliyoruz. Karşıyaka’da sporun ve sporcunun da yanındaydı. Amatör spor kulüplerine de her konuda büyük destek oldu, maddi manevi yardımda bulundu. Şimdi daha büyük yetkilere ve bütçeye sahip. Bu makamda da amatör kulüpleri unutmadı, onları hep kolladı, kucak açtı.

Yiğidi öldür ama hakkını yeme!

İnanıyorum; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı sıfatıyla bu stat ona nasip olacak. İnşallah da gerçekleştirir…

Tabir yerindeyse, bombayı bir anda kucağında bulan Başkan Dr. Cemil Tugay, ilk açıklamasında “Belediyenin üstesinden gelemeyeceği bir proje değil, çok mutluyum. Tahminimce 2026 yılının başlarında ihaleyi gerçekleştirmiş oluruz. Stadyumun yeri değişmeyecek” diyerek Karşıyakalıların ve futbolseverlerin yüreklerine su serpti…

Elbette bugün tahsisi yaptılar, yarın alın stadı demek rüyalarda bile gerçekleşmeyecek mucize olay. Belki yüzyıllar öncesinde olağanüstü güçlerin üflemesiyle bir anda gerçekleştiği yazılan destanlar ve doğaüstü güçler o zaman yapardı ama bu devirde onların hepsi masallarda kaldığına göre; beklemek en iyisi…

Başkan Tugay, doğrularında ilerleyerek, ihale sürecinden bahsetti. Elbette en kısa zamanda ihalenin de hazırlık aşaması olacak.

Bakın başkan bu konuda ne dedi:

“Öncelikle projenin detaylarının yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Ardından ruhsat başvurusu yapılacak. Bu süreçlerle eş zamanlı olarak ihale hazırlıklarını da yürüteceğiz. Mümkün olan en kısa sürede ihaleye çıkmak istiyoruz, ancak ister istemez birkaç aylık bir hazırlık süresi gerekiyor. Tahminimce 2026 yılının başlarında ihaleyi gerçekleştirmiş oluruz. Stadyumun yeri değişmeyecek; yine sahilde, eski yerinde inşa edilecek.”

Demek ki, Karşıyakalıların önünde sabır gerektirecek 3-4 ay var. 12 yıl bekleyenler şimdi bu sabrı da göstermeyebilir. Bu konuda aman hassas olmak en iyisi ve doğrusu…

Stat yapılması arzusuyla 12 yıldır acı çeken Karşıyakalılar için söylenecek en güzel söz Ted Engstrom’dan olmalı: “Sabır edenler, zaferden önce acının üstesinden gelirler.”

Başkan Dr. Cemil Tugay’a teşekkür ediyorum. Bu kadar ağır yük ve sorununun arasında stat mücadelesindeki olağanüstü çabasını da yürekten kutluyor ve yapacağına da inanıyorum. İnşallah dediğim gibi bitirir, başlama vuruşunu da o yapar. Yönetim ve taraftar da onu unutmamak, unutturmamak için stadın en mutena yerine heykelini diker. Çünkü bunu hak edecek.

Bir teşekkür de, Gençlik Spor eski Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’na… O da gerçekten yapılması uğruna inanılmaz çalışma örneği gösterdi… Bu arada bizim bilmediğimiz gizli kahramanlar da varsa hepsine sonsuz teşekkürler. Onlar da açıklanırsa, ismen de teşekkür etmeyi bir borç biliriz…

Karşıyaka Stadı’nda kitabı yazdık. Sonunda “Bugüne kadar da yapılmadı…” diye noktalamıştık. Şimdi top İzmir Büyükşehir’de…

Yapılsın belki bizde yeni stadın kitabını kaleme alırız…

Dediğim gibi; herkes karınca kararınca destek olmalı, kesinlikle de sabretmeli!..

Avni Erboy

Yenigün Gazetesi

Kerim Küçük.

Selfy Fest İzmir’de Geliyor

Selfy Fest Ege Üniversitesi Düzenlenecek. Selfy 3×3 Basketbol Turnuvası Gerçekleşecek. Tivibuspor Orta Nokta Yorumcuları Söyleşi Tivibuspor Canlı Yayınlanacak.

Kerim Küçük.

Günün Yazısı:Bu hesap çözülür mü?

Beklenen yağışla birlikte sıcak hava balonu patladı ve içinden serinlik çıkarak, evde yeni bir telaş başlattı… Yazlıklar dolaba, kışlıklar gardıroba!.

Her yıl bu işler rutin olduğundan evin hanımı için alışa geldiğinden kolay. Bilmeyenler düşünsün… Onlar için gerçekten zor. Bazen ne yapacaklarını şaşırıyorlar?

Bu neye benziyor biliyor musunuz?

Parası olup da, hava yapmak için kulüp başkanlığına soyunanlara…

Paranın gücüyle eşya satın alır gibi kulüp alıyorlar veya başkan oluyorlar ama sonra duvara çarpınca da gerçeklerle yüz yüze gelince de şaşkına dönüyorlar. Paramparça yaptıkları yetmiyormuş gibi, koyacak yer bulamayınca da, arkasına bile bakmadan enkaz bırakıp gidiyorlar!

Düşünün siz; iyi niyet, semt aşkı veya mahalle baskısıyla takımı alıyor ve mücadele ediyorsunuz. Cebinizden, arkadaşlarınızdan, yönetime aldıklarınızdan, sağdan soldan üç beş kuruş bulup buluşturup kulübü yaşatmaya çalışıyorsunuz. Bu olağan… Böyle yöneticileri alkışlamak gerekiyor. Ama öyle kulüplerimiz var ki, süsleyip püslüyorlar. Albenisini adeta altın tepside sunuyorlar. Biraz niyetlisini bulunca da verip kurtuluyorlar. Hava yapmak, iş kapmak amacıyla hiç irdelemeden, araştırmadan, soruşturmadan, hesabı kitabı araştırmadan paldır küldür işin içine girince de; öyle olmadığını öğreniyorlar. İşte o zaman da iş işten geçiyor. Ne havası kalıyor, ne de çakası!

Lige hazırlamak için size aktarılan ve görülen mevcut borcu “Ne olacak ödenir, öderim” diyerek de kolları sıvayanlar yok mu? Çok. Ne var ki; evdeki hesap çarşıda uymuyor. Bir de bakıyor; borç bir, iki, üç değil… Uzadıkça uzuyor. Siz deyin lastik, ben diyeyim ucu görünmeyen birbirine eklenmiş halka zincir…

Eh… Serde erkeklik var ya!.. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın misali veya “işimi halleder çeker giderim” diyerek yola devam!..

Devam da… Ne olacak bu borçlar? Düşünen mi var, basarlar istifayı çeker giderler… Sonrası enkaz!

Öyle bir an geliyor ki; bıraktığınız tarihi geçmişi olan kulüplerde bitmeyen borçlar, kapanmayan dosyalar ve sonuçta şimdilik bir kulübümüzde eksilen 42 puan…

Örnekler çok. Biz en yenisinden, günümüzden örnek verelim. Yeni Malatyaspor Nesine.com 2.Ligi

Kırmızı Grubunda yer alan güzide kentimizin temsilcisi. Şu ana kadar gençleriyle sahaya çıktı, 7 maç yaptı, 1 beraberlik alarak borcundan bir puan ödedi. An itibariyle 41 puan borçlu… Bunu ödeyebilmesi için; peş peşe 13 maçını kazanıp, birinden de beraberlikle ayrılması gerekiyor… O zaman puanı sıfır olacak… Sıfırlanan borcu 20. haftaya denk geldiğinden geride 14 maç kalacak. Hepsini kazanırsa, 42 puan yapacak. Üzerindeki 4 rakibi hiç maç kazanmayacak, o zaman ligde kalacak. Rakiplerinin birbiri ile yapacakları maçları düşündüğünüz zaman da; ölme eşeğim ölme…

Yılların futbol dünyasının içinde birisi olarak denklemi çözmem imkânsız. Acaba, bu hesabı bilinen en eski matematikçilerden biri olan Miletli Thales (MÖ 624 – y. 546) çözebilir miydi?

Peki, Türklerin çoklukla ziyaret ettiği Samos Adasının simgelerinden olan Yunan filozof ve matematikçi, en iyi bilinen teoremi; adıyla anılan Pisagor teoremini (dik açılı bir üçgende hipotenüsün karesi her zaman diğer iki kenarın karelerinin toplamına eşittir) yaratan “Sayıların babası” olarak bilinen Pisagor bu işe ne derdi?

Merak etmemek elde mi?

Yeni Malatyaspor gibi örnek yok mu?

Elbette liglerimizde var. Bunların en ünlüsü de yılların Adana Demirspor’u… Şu anda transfer yasağı bulunan Adana’nın köklü camiasını temsil eden ve hatırı sayılır taraftar grubu olan Adana Demirspor da eksi 18 puan ceza aldı. Oynadığı 9 maçta aldığı tek beraberlikle cezasının bir puanını ödedi. Kaldı geriye 17 puan…  

Bu takımlara hiç temenni etmiyoruz ama önümüzdeki dönemlerde yenileri de eklenecek. Her gün TFF’den transfer yasağı gelen kulüpler ilan ediliyor… İsterseniz TFF’nin FIFA kayıtlarına göre açıkladığı son listeye bir bakalım.

FIFA tarafından 7 Temmuz 2025 tarihi itibariyle transfer yasağı getirilen Türk kulüpleri ve yasaklı dosyalarının sayıları şöyle:Adanaspor 1, Adana Demirspor 38, Alanyaspor 2, Altay 23, Ankaragücü 10, Antalyaspor 14, Beykoz Anadolu 4, Bucaspor 3, Eyüpspor 3, Giresunspor 17, Hatayspor 1, Karagümrük 3, Kayserispor 10, Pendikspor 2, Sakaryaspor 3, Şanlıurfaspor 2, Ümraniyespor 2, Y.Malatyaspor 22.

FIFA kayıtlarına göre şu anda Türk takımlarının toplam 181 dosyası bulunuyor. Daha da artacağı belirtiliyor.

Sadece futbolda mı?

Basketbolda da bazı takımlarımızın transfer yasağı bulunuyor…

Nereden bakarsak bakalım, artık bu işler parasız olmuyor. Paran varsa da bunu iyi yönetecek akıllı, sporun içinden gelen, kıymet bilen doğru yöneticiler şart. İkisini bulabilirsen ne ala. Yoksa hiç kolları sıvayıp da yeni yeni maceralara atılmaya gerek yok. Ama bizde herkes her işi en iyisini kendisi bildiğinden ve yaptığını da iddia ettiğinden, söyleyeceğimiz sözü de bazen bulmakta güçlük çekiyoruz…

Meşhurdur; “Zenginin parası züğürdün çenesini yorar”

Yeri gelmişken Hz. Mevlana’nın sevdiğim bir sözünü de sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Herkes belirli bir iş için yaratılmıştır ve o işe duyulan istek her yüreğe konmuştur.”

Ne kadar güzel bir söz değil mi?

Biz de tamamen tersi. İşe göre adamdan çok, adama göre iş yaratan bir ulus olduk!

Böylesine içimizi karartan bu tablodan sonra Türk Futbolu için güzel bir haber ne olabilir diye düşünüyorum. Takımlarımızın Avrupa’da durumları da Sakar Geçidinin eski hali gibi… Ne zaman ne olacağı belli değil, sürprizlerle dolu!..

Kolay kazanır diye düşündüğün maçı kaybediyor, fark yer derken kazanıyor…

Anadolu’da bir söz vardır; “sarımsağı nerede yediysen ağzını da oraya kokut.” Bizim takımlar da o misal.

Karamsar bir tablo yarattık ama bu yaşadığımız gerçekler!

Her zaman eleştirdiğim, panellerde bile gündeme getirip, meslektaşlarımıza da uyarıda bulunduğumuz çok düşündürücü ancak güldüren sözlerle günü tamamlayalım… Özellikle futbol maçlarını anlatan spikerler kafa vuruşlarında yıllardır birbirlerini taklip ederek anlatımlarını sürdürüyorlar. O kadar çok yanlışlık yapıyorlar ki, bilen adeta gülüyor… Özellikle “Kafası gol oldu!” veya “Kafası direkten döndü!” diye haykırıyorlar…

Bu spikerleri hiç mi uyarmazlar veya üst makamdan birisi çıkıp da espri yoluyla öğüt veremez mi?

“Arkadaş, oyun içinde futbolcunun kafası nasıl kopup gidiyor da, gol oluyor. Top mu bu?” veya “Futbolcunun kafası direğe çarparsa, o şiddetteki çarpışmada adam ölmez mi?”

Lütfen söylemeyin “Böyle başa, böyle tıraş” diye!..

Avni Erboy

Yenigün Gazetesi

Kerim Küçük.

Günün Yazısı:Karşıyaka’da neler oluyor?

Augustus (MÖ 27 – MS 14 yılları arasında hüküm süren Roma İmparatorluğu’nun kurucusu ve ilk imparatoru) döneminde yaşamış, genelde aşk, terkedilmiş kadınlar ve mitolojik temalı şiirleri ile bilinen Romalı şair PubliusOvidiusNaso, PubliusVergiliusMaro ve Horatius ile beraber, Latin edebiyatının üç kanonik (genel olarak kabul edilen veya otoritelerce doğrulanmış anlamlarında kullanılır) şairinden birisi. Genelde hüzün beyitlerinin en büyük hocası olarak kabul edilen Ovidius’un bir sözünü çok seviyorum: “Ya başlamamalı, ya da bitirmeli.”

O dönemden günümüze kadar değişime uğramadan gelen bu söz, pek çok yerde çok anlamlı bir şekilde kullanılır.

Hiç kimse başladığı işi bitirmemeli. Öyleyim… İşimi yarım bıraktığımı hatırlamıyorum. Nedeni de; bitiremeyeceğim işe asla başlamak olmalı…

Başlayanlar var mıdır?

Elbette…

Bitiremeyenler?

Kesinlikle!

O zaman da bu onların sorunu.

“Bu söz nereden aklımıza geldi?” diyecek olursanız da, Karşıyaka Spor Kulübü’nde son dönemlerde seçilmişlerin ağızlarda pelesenk olan “İstifa ediyorum, edeceğim, ettim” sözünden…

Olur, olmaz yerlerde bu kelimeyi kullananlar “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” misali hiç beklenmedik yerde istifaları basarak çok sevdiklerini söyledikleri kulüplerini terk ettiler.

Otur iki kelime yaz: “İstifa ediyorum”

İşte, hepsi bu kadar!

Ya geride kalan koskoca camia…

Şanlı tarihi ile gurur duyanlar…

Soğuk, sıcak… Yaz kış demeksizin takımlarının peşinde koşanlar…

Onca yolu, yokuşu… Tehlikeyi göze alarak renk aşkıyla yanıp tutuşanlar…

Sen istifa edesin diye mi sana oy verdiler?

Kulüpte yalnız bırakılmış olabilirsiniz.

Ekonomik yükün altında ezilebilirsiniz.

Ailelerinizden baskı görebilirsiniz.

Ama ne olursa olsun, Theodore Roosevelt’in dediği gibi “Nerede olursanız olun, elinizdekilerle yapabileceğinizi yapın.”

Bunu yapmalıydınız!..

Önce başkan istifa etti…

Elbette balık baştan kokar derler!

Neyse ki; ikna edildi…

Her şey güllük gülistanlık olacaktı ki… Potada başlayan çözülmelerin ardı arkası kesilmedi…

Durum ortada…

Sonra futbol takımında devre arası teknik heyet değişikliği…

İdari kadrodan ayrılan ayrılana…

İşler toparlandı deniyordu ki… Profesyonel futbol şube başkanının istifası bomba gibi patladı!

Ardından Karşıyaka Spor Kulübü tarihinde görülmemiş bir olaylar zinciri yaşandı ve önce Disiplin Kurulu Başkanı istifa ettiğini sosyal medyadan açıkladı. Ardından da Denetleme Kurulu toptan istifasını duyurdu…

Nasıl derler; “Bayram değil, seyran değil eniştem beni niye öptü?..”

Uzatmaya hiç gerek yok!

“Nereye gidiyor?” diyemeyeceğim ama Karşıyaka Spor Kulübü’nde neler oluyor?

Avni Erboy Yenigün Gazetesi

Kerim Küçük.

İGC BASIN LİGİ 2024 SELAMETTİN BAYINDIR SEZONU’NDA KURALAR ÇEKİLDİ

İGC Basın Ligi 2024 Selamettin Bayındır Sezonu için kura çekimi için gerçekleştirildi. İzmir Basın Ligi’nde mücadele edecek takımların temsilcilerinin katıldığı kura çekimi İGC Uluslararası Basın Merkezi’nde yapıldı.

A Grubu:TRT İletişim Başkanlığı Haber Ekspres Yenigün

B Grubu:Puntogücü Nankatsu Haber TSYD 9 Eylül

İGC Basın Ligi 4 Kasım Pazartesi günü saat 19.00’da TRT ile Haber Ekspres Maçı Başlayacak.

Kerim Küçük.

İZMİR BASIN LİGİ 2024 SEZONU BAŞVURULARI BAŞLADI

İzmir Gazeteciler Cemiyeti, kentteki basın kuruluşları arasında dayanışmayı artırmak, meslektaşlarımızı bir araya getirmek amacıyla 2018 yılında başlattığı “İZMİR BASIN LİGİ”nin 2024 sezonu Ekim ve Kasım ayında yapılacak.

Katılım sağlamak isteyen kurum ve kuruluşlar için son başvuru tarihi 10 Ekim 2024’Kadar Devam Edecek.

Kerim Küçük.