Son Dakika:Karşıyaka’da Acı Gün

Karşıyaka Instagram Hesabında Kulübümüzün emektar isimlerinden, kulübümüze yıllarca bilgi, tecrübe ve emeğiyle hizmet eden değerli antrenörümüz Kazım Admış’ın vefat Ettiği Duyurdu. Yarın ikindi namazını müteakip Beşikçioğlu Camii’nden kaldırılacağı Öğrenildi. izmirsporu.com Olarak Allah Rahmet Eylesin Mekanı Cennet Olsun Karşıyaka Camiası Başsağlığı Diliyorum.

Kerim Küçük.

Celal Atik’te FIBA standartlarında yeni dönem

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Celal Atik Spor Salonu’nda kapsamlı yenileme çalışması başlattı. FIBA standartlarına uygun yeni parke zeminle donatılacak tesiste çatı, aydınlatma, iç mekan ve yüzme havuzu da yenilenerek sporcular ile vatandaşlar için daha güvenli ve modern kullanım koşulları oluşturulacak.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, kente uzun yıllardır hizmet veren simge spor tesislerinden Celal Atik Spor Salonu’nda kapsamlı bir yenileme çalışması başlattı. Kültürpark’ta 37 yıldır hizmet veren tesiste yürütülen çalışmalar kapsamında basketbol, voleybol ve hentbol müsabakalarının yapıldığı spor sahasının yanı sıra çatı, iç mekan ve yüzme havuzunda da bakım ve yenileme çalışmaları gerçekleştiriyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı, Celal Atik Spor Salonu’nun kullanım ömrünü tamamlayan spor sahasını yeniliyor. Yaklaşık bin metrekarelik alanda sürdürülen özel parke uygulamasının tamamlanmasıyla salon, Uluslararası Basketbol Federasyonu (FIBA) standartlarına uygun ve onaylı yeni bir spor zeminine kavuşacak.

Spor salonunda saha yenileme çalışmalarının yanı sıra yaklaşık 2 bin metrekarelik alanda iç cephe boya çalışmalarıyla, tesisin iç mekanları daha modern, temiz ve kullanışlı bir görünüme kavuşturuluyor. Zemin ve iç mekan çalışmalarının yanı sıra salonun aydınlatma sistemini de baştan sona yenileyen ekipler, salonu ışıl ışıl bir görünüme kavuşturdu.

Fen İşleri Dairesi Başkanlığı, spor salonunun iç mekanıyla eş zamanlı olarak çatısında da yaklaşık 3 bin 500 metrekarelik alanda püskürtme polyürea esaslı su yalıtımı uygulaması gerçekleştiriyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla yapının yağmur ve dış hava koşullarına karşı korunması sağlanacak. Tesisin 6.8 metreye 12 metrelik yüzme havuzunda da bakım ve yenileme çalışmaları gerçekleştiriliyor.

Kerim Küçük.

Deniz Kayadelen tarihe geçti

Açık su yüzücüsü Deniz Kayadelen, Kuzey Kutbu’nda yüzen ilk Türk olarak tarihe geçti.

Kariyerinde 6 dünya şampiyonluğu ile bir Guinness rekoru bulunan Deniz Kayadelen, Kuzey Kutbu’na en yakın bölgelerden Svalbard Takımadaları’nda 4 derece sıcaklıktaki Arktik sularda 1200 metre yüzerek bir ilki başardı.

10 aylık kızı Alya ile bu yolculuğa çıkan 38 yaşındaki yüzücü, zorlu koşulların yanı sıra anne olmanın getirdiği sorumluluğa da göğüs gererek unutulmaz bir deneyime imza attı.

Deniz Kayadelen İlk Açıklama Son Mühür’e Yaptı:“Dün benim için tarif edilmesi zor bir gündü. Kuzey Kutbu’na en yakın yerleşim bölgelerinden biri olan Svalbard’da, Borebukta Koyu’nda, buzulların arasında 4,8°C sıcaklıktaki Arktik sularda 1.000 metre yüzmeyi başarıyla tamamladım. Böylece Türkiye’den bunu başaran ilk sporcu olarak tarihe geçmenin büyük gururunu yaşıyorum” “Gördüğümüz birçok limit zihnimizde yaratılmıştır” Dedi.

Kerim Küçük.

İzmirli sporcular master Türkiye Şampiyonasına damga vurdu

İzmir Büyükşehir Belediyespor atletleri, İzmir’de düzenlenen Murat Akman Masterlar Türkiye Şampiyonası’nı 3 altın ve 2 gümüş madalya alarak takımın büyük gururu oldu

İzmir Büyükşehir Belediyespor olimpik branşlara yatırımlarını sürdürüyor. İzmir BBSK, yetiştirdiği sporcularla örnek oluyor. İzmirli master kategorisinde yer alan sporcular turnuvalarda şehrin gururu oluyor. 11-12 Temmuz tarihlerinde İzmir Atatürk Stadı’nda gerçekleştirilen şampiyonada M45 kategorisinde mücadele eden Mesut Öztürk; cirit atma, disk atma ve gülle atma branşlarında rakiplerini geride bırakarak üç Türkiye şampiyonluğu elde etti ve organizasyonu 3 altın madalya ile tamamladı. M65 kategorisinde yarışan Ahmet Yıldırım ise 100 metre ve 200 metre yarışlarında Türkiye ikincisi olarak 2 gümüş madalya kazandı. İzmir Büyükşehir Belediyespor Kulüp Başkanı Berkan Alptekin:“Sporcularımızı ve antrenörlerimizi elde ettikleri başarılı sonuçlardan dolayı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz. İzmir’i temsil eden bütün sporcularımızla gurur duyuyoruz” Dedi.

Kerim Küçük.

İzmirli minik judoculardan büyük başarı

İzmir Büyükşehir Belediyespor judocuları, Kocaeli’de düzenlenen Uluslararası Emre Yazgan Minikler Judo Turnuvası’nda bir altın madalya kazandı. İzmir’in gururu olan sporcular turnuvadan madalya ile döndü

İzmir Büyükşehir Belediyespor olimpik branşlara verdiği destek ve yatırımla adından söz ettiriyor. Şehrin sportif gücünü artıran İzmir BBSK, yetiştirdiği sporcularla örnek oluyor. Celal Atik Spor Salonunda çalışmalarını sürdüren İzmir temsilcisi judoda tarihi başarılara imza atıyor. 13-15 Temmuz tarihleri arasında Kocaeli’nde düzenlenen Uluslararası Emre Yazgan Minikler Judo Turnuvası’nda 17 ülkeden, 34 ilden ve toplam 1.780 sporcu katıldı.

İzmir Büyükşehir Belediyespor sporcusu Şemsettin Durmaz, 50 kilo kategorisinde tüm rakiplerini mağlup ederek şampiyon oldu ve altın madalyanın sahibi oldu. Kerem Uras Felek, 46 kilo kategorisinde, Halime Ömür Ercan ise +57 kilo kategorisinde turnuvayı beşinci sırada tamamlayarak üstün bir performansla ayakta alkışlandı. Turnuvanın ardından İzmir BBSK’nın organize ettiği minik judocular uluslararası düzeydeki hazırlıklarını tamamlayarak yurda dönecek. İzmir Büyükşehir Belediyespor Kulüp Başkanı Berkan Alptekin:“Sporcularımızı ve antrenörlerimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz. İzmir’imizi başarılı bir şekilde temsil ettiler, hepsiyle gurur duyuyoruz” Dedi.

Kerim Küçük.

İzmirli sporculardan 3 gümüş madalya

İzmir Büyükşehir Belediyespor atletleri, İzmir’de düzenlenen Ercan Erden Atmalar Kupası’nı 3 gümüş madalya ile tamamladı. İzmir BBSK sporcuları turnuvaya damga vurdu.

İzmir Büyükşehir Belediyespor olimpik branşlarda başarılarını sürdürüyor. 23 olimpik branşla ülkemizin en çok olimpik branşına sahip olan İzmir BBSK, başarıdan başarıya koşuyor. İzmir Atatürk Stadı’nda düzenlenen Ercan Erden Atmalar Kupası’nda 113 sporcu mücadele etti. İzmir BBSK sporcularından Ayhan Koca, U18 gülle atma branşında Türkiye ikincisi olarak gümüş madalya kazandı. Zeynep Korkmaz, U16 çekiç atma branşında, Öykü İşel ise U16 cirit atma branşında ikinci olarak gümüş madalyanın sahibi oldu. İzmir Büyükşehir Belediyespor Kulüp Başkanı Berkan Alptekin:“Sporcularımızı ve antrenörlerimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz” Dedi. İzmirli sporseverler atletizme doydu. Atletizmin farklı branşlarında ter döken sporcular ayakta alkışlandı.

Kerim Küçük.

Dünya Satranç Günü Turnuvası Çiğli’de düzenlenecek

İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, İzmir Satranç İl Temsilciliği ve TSF Çiğli Satranç İlçe Temsilciliği iş birliğiyle düzenlenecek “Dünya Satranç Günü Satranç Turnuvası”, 18-19 Temmuz tarihlerinde Çiğli Spor Salonu’nda gerçekleştirilecek

İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, İzmir Satranç İl Temsilciliği ile Türkiye Satranç Federasyonu (TSF) Çiğli Satranç İlçe Temsilciliği iş birliğinde “Dünya Satranç Günü Satranç Turnuvası” düzenlenecek. 18-19 Temmuz tarihlerinde Çiğli Spor Salonu’nda gerçekleştirilecek turnuvada, Gençlik ve Spor İl/İlçe Müdürlüklerinden alınmış TSF lisansına sahip, 2025-2026 sezonu vizesi yapılmış ve 2019 ile daha önce doğan sporcular mücadele edebilecek.

Organizasyonda eşlendirmeler, 6 tur üzerinden İsviçre Sistemi’ne göre yapılacak. Karşılaşmalar ise 35 dakika artı her hamleye 30 saniye eklemeli tempo ile oynanacak. Sporcuların dört farklı kategoride yarışacağı turnuvada dereceye girenlere çeşitli ödüller verilecek. Ödüller ve organizasyona ilişkin diğer ayrıntılar ise turnuva yönergesinde yer alıyor.

Kerim Küçük.

İzmirli rekortmen Fatma Uruk’tan anlamlı kulaç: Rekorlarını kız çocuklarının geleceğine adıyor

İzmirli dünya rekortmeni milli serbest dalış sporcusu Fatma Uruk, yalnızca suyun altında kırdığı rekorlarla değil, toplumsal fayda sağlayan projeleriyle de dikkat çekiyor. Yeni rekor denemelerini kız çocuklarının eğitimine destek amacıyla yürüttüğü sosyal sorumluluk çalışmalarıyla birleştiren Uruk, sporun dönüştürücü gücünü geleceğe taşıyor.

1988 yılında İzmir’de dünyaya gelen milli sporcu Fatma Uruk, serbest dalışta elde ettiği dünya rekorlarıyla Türkiye’nin gurur kaynaklarından biri oldu. Meksika’daki Yum-Kin Cenote’de gerçekleştirdiği tarihi dalışlarla uluslararası arenada adından söz ettiren Uruk, üç gün üst üste kırdığı dünya rekorlarıyla serbest dalış tarihine geçen isimlerden biri olarak öne çıktı. Ancak başarılı sporcu, bugün yalnızca madalya ve rekor peşinde koşmuyor. Uruk, kariyerini toplumsal faydaya dönüştürerek özellikle kız çocuklarının eğitimine destek olmayı amaçlayan projelere öncülük ediyor.

Fatma Uruk’un en dikkat çeken yönlerinden biri, gerçekleştirdiği rekor denemelerini sosyal sorumluluk projeleriyle buluşturması. Milli sporcu, katıldığı organizasyonlar ve yürüttüğü projeler aracılığıyla kız çocuklarının eğitim hakkına dikkat çekiyor. Uruk, sporun yalnızca bireysel başarıdan ibaret olmadığını vurgulayarak, elde ettiği görünürlüğü eğitimde fırsat eşitliği konusunda farkındalık oluşturmak için kullanıyor. Düzenlediği etkinlikler, konuşmalar ve sosyal sorumluluk çalışmalarıyla genç kızlara ilham olmayı hedefliyor.

Derinlik branşlarında kırdığı dünya rekorlarının ardından kariyerinde yeni bir sayfa açan Fatma Uruk, profesyonel  spor yaşamını havuz branşlarında sürdürüyor. İstanbul Büyükşehir Belediyespor adına mücadele eden milli sporcu, Tekirdağ’da düzenlenen Serbest Dalış Havuz Büyükler Türkiye Şampiyonası’nda dört farklı kategoride yarıştı. Statik Apnea disiplininde 5 dakika 2 saniyelik derecesiyle bronz madalya kazanan Uruk, kulübüne bu branştaki ilk madalyayı getirerek önemli bir başarıya daha imza attı.

Başarılı sporcu, “Yeniden” mottosuyla çalışmalarını sürdürürken yeni dünya rekorları için hazırlıklarını sürdürüyor. Sponsor desteğiyle antrenmanlarına devam eden Uruk, bir yandan uluslararası organizasyonlara hazırlanırken diğer yandan sosyal sorumluluk projelerini büyütmeyi amaçlıyor.

Konferanslar, spor buluşmaları ve gençlerle gerçekleştirilen söyleşilerde de yer alan milli sporcu, özellikle kız çocuklarına “hayallerinizin peşinden gidin” mesajı veriyor.

Fatma Uruk’un hikâyesi, yalnızca spor başarılarından ibaret değil. İzmir’den çıkıp dünya rekorlarına uzanan yolculuğunu bugün toplumsal sorumlulukla taçlandıran milli sporcu, her yeni başarısını daha fazla çocuğun eğitimine katkı sağlayacak bir fırsata dönüştürmeye çalışıyor.

Rekorlarını anlamlı bir amaca dönüştüren Uruk, hem Türk sporunun hem de sosyal sorumluluk çalışmalarının ilham veren isimleri arasında gösteriliyor. Özellikle kız çocuklarının eğitimine verdiği destekle, geleceğin başarılı sporcularına ve genç kadınlarına umut olmayı sürdürüyor.

Kerim Küçük.

Geleneksel Türk Okçuluğu Antrenörü Aygül duyurdu: Dünyada eşi benzeri olmayan yeni bir proje yolda!

Son Mühür TV’de Tunç Erciyas’ın sunduğu “Sıcak Bakış” programına katılan Geleneksel Türk Okçuluğu Antrenörü Zafer Aygül, teknolojik hiçbir mekanizmanın bulunmadığı bu ata sporunun gençler arasında hızla yükselen bir trende dönüştüğünü açıkladı. Aygül aynı zamanda yakında dünyada eşi benzeri olmayan büyük bir projeyi hayata geçireceklerini müjdeledi.

Son Mühür TV YouTube Kanalı Hafta İçi Her Gün Yayınlanan Sıcak Bakış Programı Bu Haftanın Konuğu Geleneksel Türk Okçuluğu Antrenörü Zafer Aygül oldu.

Geleneksel Türk Okçuluğu Antrenörü Zafer Aygül:”Modern okçulukta nişangah gibi dengeleyici mekanizmalar bulunurken, Geleneksel Türk Okçuluğunda hiçbir teknolojik yardımcı yoktur. Atışlar tamamen hissiyat ve sezgi üzerine kuruludur. Bu yönüyle sporcular için sadece ‘oku al ve at’ eyleminden ibaret olmayan, bambaşka bir kişisel gelişim serüvenine dönüşüyor” “Geleneksel Türk okçuluğu sadece bir spor değil köklü bir kültürel mirastır. Şu an Ege Bölgesi’nin en aktif sporcularını bünyemizde barındırıyoruz. Sunduğumuz ücretsiz birebir eğitimler ve düzenlediğimiz çeşitli aktiviteler velilerimiz için oldukça cazip bir alan yaratıyor. Bu ilgi nedeniyle kontenjanlarımız çok hızlı doluyor. Özellikle çocuklardan ve gençlerden aldığımız yoğun talebe yetişmek için ekibimizle birlikte durmaksızın çalışıyoruz.” “Bizler Mete Han’dan Selahaddin Eyyubi’ye, Fatih Sultan Mehmet’ten günümüze dek uzanan ve unutulmaya yüz tutmuş bu disiplini hatırlatmak için mücadele veriyoruz. Son dönemde yayınlanan tarihi diziler, filmler ve milli okçularımızın uluslararası arenalarda elde ettiği başarılar gençlerde ciddi bir farkındalık yarattı. Amacımız, bu ilgiyi doğru kanallarla birleştirerek geleceğin kemankeşlerini ve kabzadaşlarını yetiştirmek” “Gençler buraya geldiklerinde sadece sporcu değil, aynı zamanda birer zanaatkar adayı oluyorlar. Kendi malzemelerine dokunuyor, emek veriyorlar. Bu da aidiyet duygusunu en üst seviyeye çıkarıyor” “Gençler, kendi elleriyle sıfırdan ürettikleri o ilk okla hedefe atış yaptıklarında, yüzlerindeki o mutluluk ve özgüven her şeye değiyor.” “Biz burayı sadece ticari bir eğitim merkezi olarak görmüyoruz. Geleneksel okçulukta usta-çırak ilişkisi ve edep esastır. Bu iş sadece ücret karşılığı yapılacak bir antrenörlük alanı değildir, zaten bu işlerin maddi karşılıkları oldukça düşüktür. Eğer meseleye sadece ticari kaygıyla bakarsanız bu bağı kuramazsınız. Rızkı veren Allah’tır, biz çaba gösteririz, takdir O’nundur.” “Eleştirenlere, ‘İyilik bulaşıcı olsun diye gidiyoruz, bunu İzmir’den başlatalım’ yanıtını verdim. Sadece geleneksel okçulukta değil; Doğu Anadolu’da, Karadeniz’de, İç Anadolu’da farklı branşlardaki antrenörlerimizin de bu vizyonu sahiplenmesini, unutulmaya yüz tutmuş değerlerimizi yeniden kazanmayı istiyoruz. Amacımız; çocuğun kurstaki disiplinini eve, evdeki saygısını ve sevgisini ise kursa taşımasını sağlamak. Velilerimiz bizi evlerinde görünce o kadar mutlu oluyorlar ki, bu samimiyet ve bağ, kursun verimini iki katına çıkarıyor.” “En çok aldığımız geri bildirim, ‘Hocam, çocuğun odaklanma süresi arttı ve sakinleşti’ yönünde oluyor. Aileler, çocuklarının sosyal medyada ve ekran başında çok fazla vakit geçirmesinden dertliydi. Okçuluk, o yayı çekerken nefesi kontrol etmeyi, adeta dünyayı sessize almayı gerektirir. Şimdi velilerimiz, çocuklarının bilgisayar başından kalkıp heyecanla kursa geldiğini, evde ise çok daha sabırlı ve saygılı davrandıklarını gururla anlatıyorlar” “Kesinlikle ‘yaz bitti, kurs bitti’ gibi bir durum söz konusu değil. Son iki yılda Türkiye’de en fazla Geleneksel Türk Okçuluğu yarışmasını ve aktivitesini gerçekleştiren ekibiz. Yaz kursları bizim için bir yetenek keşif sahnesidir. Buradaki atölyelerde öne çıkan, bu işe gönül veren lise ve üniversite gençlerini kış döneminde de kulübümüz bünyesinde lisanslı sporcu veya eğitmen adayı olarak yetiştirmeye devam edeceğiz. Hedefimiz, bu topraklardan yeni şampiyonlar çıkarmak.” “Şu an Buca’daki Gençlik Merkezimizde kurslarımız yoğun bir şekilde devam ediyor ancak artık alan sorunu yaşıyoruz. Daha üst düzey başarılar elde edebilmek için daha profesyonel ve geniş alanlara ihtiyacımız var. Devletimiz imkan sunarsa bu atlı spor alanı da olur, gölet bölgesi de olur, her yerde yapmaya hazırız; potansiyelimiz ve enerjimiz tam.
Hatta gelenekten geleceğe köprü kurmak adına at ve ATV kültürünü birleştiren dikkat çekici etkinlikler de yaptık. Şu an yapım ve hazırlık aşamasında olan bir projemiz var; tamamlandığında ‘dünyada eşi benzeri olmamış büyük bir oluşum’ olacak. Gençlerin atlı okçuluğa ilgisi muazzam. Örneğin, geçtiğimiz dönem sporcumuz olan Eymen Atalar, at ve okçuluk branşında ülkemizi temsil etmek üzere İspanya’ya gidecek.” “Gençlik merkezlerinde gönüllü olarak ücretsiz eğitimlerimizi sürdürüyoruz. Gençler resmi kurumlara başvurabilir, telefonla bilgi alabilir veya bizlere sosyal medya üzerinden ulaşabilirler. Ancak kayıt ve koordinasyon açısından en sağlıklısı resmi kurumlara başvurmaları olacaktır” “Velilerimize çağrım; çocuklarını sadece akademik olarak değil, ruhsal ve bedensel olarak da doyuracak geleneksel sanatlarımıza ve sporlarımıza yönlendirsinler. Gençlerimize ise mesajım çok net: Gelin kendi yayınızı kurun, kendi okunuzu yapın ve tarihe bir de kemankeşlerin, kabzadaşların gözünden bakın. Herkese okların her daim hedefi bulduğu güzel bir yaz diliyorum.” Dedi.

•Disiplin, Ahlak ve Çile: Eğitimlerde en önemli kriterimiz disiplin ve ahlaktır. Bu süreçte ‘çile’ dediğimiz bir aşama vardır. Talip (öğrenci), ok atmadan önce sadece kiriş çekerek kas hafızasını ve sabrını geliştirir. Bu çalışma, günümüzün aceleci popüler kültürüne karşı adeta bir irade terbiyesi ve panzehirdir. Zaten dilimizdeki ‘çilekeşlik’ deyimi de tam olarak buradan gelir.

•Kabza Alma (Kabul Usulü): Üstadın rızasıyla gerçekleşen bu süreç, gencin toplumsal rüştünü ispat etmesi ve bir emanet bilinci edinmesi anlamına gelir.

•Karakter ve Denge: Yayın düzgünlüğü, kişinin içi ile dışının bir olması, yani dürüstlük ilkesiyle özdeşleştirilir.

•Nefes ve Sır (Zihinsel Durulma): Ritmik nefes kontrolü, gençlerin kalp ritmini dengelerken kaygı ve stresi azaltır. Atış öncesi uygulanan bu teknikler, tasavvufi açıdan bir iç muhasebe, nefis terbiyesi ve tefekkür makamı oluşturarak saf bir odaklanma merkezi sağlar.

•Odaklanma (Nişangah – Şast): Geleneksel yayda nişangah bulunmaması, zihnin sosyal medya ve dış gürültü gibi uyaranlardan arındırılarak sadece ‘an’a ve hedefe kilitlenmesini zorunlu kılar.

•Ağırbaşlılık ve Tevazu: Başarı karşısında kibirlenmemek, geleneksel okçuluğun en temel ahlak kuralıdır. İslam düşüncesindeki tevazu öğretisiyle bağdaşan bu durum için Enfal Suresi 17. ayette yer alan “Attığın zaman sen atmadın, Allah attı” düsturu esas alınır; başarıdan gelen kibrin reddedilmesi ve vakur bir duruş edinilmesi hedeflenir.

•Merhamet ve Tabiat İlişkisi: Geleneksel yay yapımında kullanılan boynuz, sinir ve ağaç gibi doğal malzemelerin özenle işlenmesi, sporcunun üretim sürecine karşı sorumluluk geliştirmesini ve doğayla bağ kurmasını sağlar.

•Gönüldaşlık ve Empati: Bireyin kendini çok yönlü geliştirebilmesi adına, kendisini diğerinin yerine koyarak hak gözetmesi ve empati yeteneğini geliştirmesi amaçlanır.

•Ağaç Seçimi: Süreç ilk olarak doğru ağacın seçilmesiyle başlıyor. Genellikle çam, dişbudak, kayın veya sedir ağacından hazırlanan ham çubuklar (endamlı çubuklar) tercih ediliyor.

•Düzeltme ve Zımpara : Çubuklar özel yöntemlerle ısıtılarak tamamen düz hale getiriliyor ve pürüzsüzleşene kadar titizlikle zımparalanıyor.

•Gez Açılması: Okun kirişe (yayın ipine) oturacağı “gez” adı verilen arka kısım tamamen el işçiliğiyle açılıyor.

•Tüyleme: Okun havada dengede kalmasını sağlayan gerçek kuğu, hindi veya kaz tüyleri, milimetrik bir açıyla şafta yapıştırılıyor ve ipekle sarılıyor.

•Temren Takılması: Okun ucuna metal veya kemik uç (temren) takılarak üretim tamamlanıyor.

Kerim Küçük.